NAYMAN ANA EFSANESİ(MANKURT KOLAMAN) | BURDA HAYAT VAR
Subscribe Yazılar RSS | Subscribe Yorumlar RSS
HOŞ GELDİNİZ

Nayman Ana, oğlu Kolaman (Colaman= yol aydınlığı) kaçırıldıktan sonra yıllarca ondan hiçbir haber alamamıştır. Öldü mü, kaldı mı, mankurt mu yapıldı, bilmemektedir. Derken bir gün Naymanlar bölgesine gelen tüccarlar, Juan-Juanlar’ın su kuyuları yanından geçerken, deve sürüleri güden genç bir çobanla karşılaştıklarından bahsederler. Çobanın hiçbir şey hatırlamadığını, sorulan sorulara ‘evet’ ya da ‘hayır’ gibi kısa cevaplar verdiğini v.s. anlatırlar. Tüccarlar, onunla biraz da alay etmişlerdir.

Nayman Ana, anlatılanları sessizce dinlemiş, fakat hiç oralı olmamış, sanki bir şey duymamış gibi davranmıştır. Fakat birden içine bir kor düşmüştür; sanki bu anlatılanın, oğlu Kolaman olduğuna dair birden bir aydınlık belirmiştir içinde. Tabi aydınlıkla beraber de bir korku…

Uzun lafın kısası, Nayman Ana, gördüğü böyle bir ışık karşısında daha fazla duramaz, derhal hazırlıklara koyulur, hiç kimseye sezdirmeden devesine biner ve sabahın erken saatinde, çobanların bahsettiği, Juan-Juanlar’ın su kuyularına doğru yola koyulur. Kilometrelerce gider Sarı-Özek bozkırında ve bin bir türlü korkunun sarmalında nihayet oğlunu bulur. Evet, Nayman Ana, deve sürüsünün başında, oğlu Kolaman’ı, başındaki deri şapkasıyla yapayalnız bulur. Her şeye rağmen oğlunu tanımakta zorlanmaz.

Kolaman, gözlerine kadar indirdiği şapkasının altından durgun gözlerle anasına bakmaktadır. Sanki o ıssız çölde yanına bir insanın gelmiş olması onu hiç ama hiç ilgilendirmemektedir. Hiçbir heyecan, depreşme, ne bileyim, o geleni bilme tanıma arzusu görülmemektedir. Kolaman’a, oğluna yaklaşan Nayman Ana, evet gerçeği artık iyice idrak etmiştir: Hıçkırıklar arasında varır sarılır oğlunun boynuna. “Oğlum, oğlum Kolaman! Benim, bak ben geldim, ben annen, Nayman Ana! Sen benim oğlumsun!” derse de, bu sözler Kolaman için hiçbir anlam ifade etmemektedir. Nayman Ana tekrar tekrar dener, kendini oğluna tanıtabilmeyi, ondan bir kelimelik olsun cevap alabilmeyi; adının Kolaman olduğunu hatırlamasını, kendi memleketini, babasını, anasını hatırlasın ister ama heyhât… Kolaman boş ve anlamsız gözlerle bakmaktadır. Karşısındaki kadının niçin ağladığını, neden burada, bu ıssız çölde, karşısında bulunduğunu, ondan ne istediğini hiç mi hiç düşünemiyor, hiçbir şey hissetmiyor.

Anası bir girişim daha yapar ve bu sefer Kolaman, adının ‘Mankurt’ olduğunu söyler. Anası çırpınmakta, hüngür hüngür ağlamakta, bir taraftan da bu zulmü yapanların akıllarına nasıl olup da böyle işkence yöntemlerini getirdiği için Tanrı’ya sitem etmektedir…

Nayman Ana Sarı-Özek’te söylenen bir ağıdı hatırlar:

“Ben, öldürülen, derisine saman doldurulan yavru devenin anasıyım. Buraya, saman dolu yavrumun tulumunu koklamaya, yavrumun kokusunu almaya geldim.”

Nayman Ana tekrar tekrar oğluna bir mankurt olmadığını, kendisinin bir Nayman, asıl adının Colaman olduğunu söylerse de sonuç alamaz. O anda uzaktan gelen bir Juan-Juan’ı fark eder ve kaçar. Juan-Juan da onu fark etmiştir, fakat Nayman Ana gizlenir ve Juan-Juan’ın eline geçmekten kurtulur. Nayman Ana geceyi orada geçirir. Sabahleyin etrafı kolaçan ederek yeniden sokulur, “içine saman doldurulan yavrusunun tulumunun” yanına… Kararı, ne pahasına olursa olsun oğlunu alıp buralardan götürmek, onu kaçırmaktır. Bu sefer yine Juan-Juanlar gelmektedirler, o yine kaçar. Juan-Juanlar kadının kim olduğunu öğrenmek için Kolaman’ı iyice sorguya çekerler. Tabi ki meseleyi anlamışlardır ve Kolaman’a emir verir, o kadın yine gelirse, onu öldürmesini sıkı sıkıya tembih ederler.

Kolaman’ın efendileri gittikten sonra son bir umutla yanına gelen annesi bir an oğlunu göremez. Göremez çünkü o anda Kolaman bir devenin arkasına sinmiş, elindeki oku annesine nişan almakla meşguldür. Annesi oğlunu fark ettiğinde ok yaydan çıkmıştır ve öldürücü darbeyle Nayman Ana devesinden yere yığılır. Düşerken son sözleri, “adını hatırla, adını hatırla!” olmuştur.

Kolaman, yani Mankurt, öz anasını düşman evinde, düşmanın sürüsünün başında ve düşmanın talimatına bağlı kalarak öldürmüştür. Nayman Ana’nın düşüp öldüğü bu yere ‘Ana-Beyit mezarlığı’ denmiştir. Yani ‘Ananın yattığı yer’…

Yorum Yapın

İsim: (gerekli)

eMail: (gerekli-yayınlanmayacak)

Websiteniz:

Yorumunuz: