VAV(HÜSNÜ HAT)
Tarih May 16, 2008 Kategori HÜSNÜ HAT |
‘Hat sanatı deyince hatırımıza, Arap yazısının estetik ölçülere bağlı kalarak güzel bir şekilde yazma işi gelir. Kaynaklarda genellikle şöyle tarif edilir:
“Hat, maddi aletlerle meydana getirilen ruhani bir hendesedir.”
İşte bu tarife uygun olarak estetik bir anlayış içinde yüzyıllar boyunca gelişerek süregelmiştir.
Arap hattı zamanla “İslam hattı” niteliğini kazanmıştır. Bu yazı sisteminde harflerin çoğu kelimenin başına, ortasına ve sonuna gelişine göre yapı değişikliğine uğrar. Harflerin birbiriyle bitiştiklerinde kazandıkları görünüş zenginliği, aynı kelime veya cümlenin çeşitli kompozisyonlarla yazılabilme imkanı, sanatta aranılan sonsuzluk ve yenilik kapısını açık tutmuştur.
SAYGI UYANDIRMIŞTIR
Türk Hat Sanatı, dünyada eşine rastlanamayacak güzelliklerle doludur. Başlangıçta dini amaçlı gelişen sonradan başlı başına bir sanat haline gelen yazı; islam aleminde özellikle Müslüman Türkler’de çok derin ve çok büyük bir saygı uyandırmıştır
Hattın sanat haline dönüşmesinde en önemli görev, hattata düşmektedir. Kamış kalemin tutuluşu, döndürülüşü, kağıda yaslanışı, harf gruplarının estetik seviyesini ortaya koyar. Bugünkü konumuz olan “vav” harfi, bu özellikleri en çok içinde barındıran bir mahiyet taşır.
Vav harfinin ebced hesabında değeri altı sayısına tekabül eder. Şöyle hoş bir levha da vardır: “İtteku’l-vavat” yani “vavlardan sakınınız.”
Bununla kasdedilen de şudur:
Vav (v) harfiyle başlayan “velayet”, vesayet, vekalet, vakıf” hukukunu çiğnemekten sakınınz.
Yazıya estetik bir form kazandırılması ile oluşan hat sanatında İstanbul her zaman önemli bir merkez olmuştur. Hat sanatı kitap yazılarında, duvarlara yazılan levhalarda, kubbe içlerinde, minarelerde, mezar taşlarında, çinilerde kullanılmıştır. Bu sanatla uğraşanlara “hattat” ismi verilmektedir. Bu hattatlardan biri de Mustafa izzet Efendi’dir.
Mustafa İzzet Efendi, ünlü ve usta bir hattattı. Ta’lik hatta Türk hattatlarının en büyüğü sayılan Yesari Mehmed Esad Efendi’nin oğludur. 1776 senesinde İstanbul’da doğdu.
Hafız Osman fırtınalı bir günde dolmuş kayıkla Beşiktaş’a geçecektir. Bir kayığa biner. Yol bitmek üzereyken kayıkçı ücretleri ister. Fakat Hafız Osman o gün aceleyle çıktığı için yanına para almayı unutmuştur. Kayıkçıya, “efendi, yanımda param yok, ben sana bir “vav” yazayım, bunu sahaflara götür karşılığını alırsın” der. Kayıkçı yüzünü ekşitip söylenerek yazıyı alır. Bir müddet sonra kayıkçının yolu sahaflar tarafına düşer. Bakar ki yazılar, levhalar iyi fiyatlarla alınıp satılıyor. Cebindeki yazıyı hatırlar ve götürür satıcıya. Satıcı yazıyı alır almaz “Hafız Osman vav’ı” diyerek açık artırmaya başlar. Sonuçta iyi bir fiyata “vav”ı satar kayıkçı. Kayıkçı bir haftalık kazancından daha fazlasını bu “vav” ile kazanmıştır. Bir gün Hafız Osman yine karşıya geçecektir ve yine aynı kayıkçıyla karşılaşmıştır. Yol bitmek üzereyken yine ücretler toplanır. Hafız Osman da yol ücretini uzatır kayıkçıya. Kayıkçı “efendi para istemez, sen bir “vav” yazıver yeter” der. Hafız Osman gülümseyerek der ki; “efendi o “vav” her zaman yazılmaz.”
İnsan VaV şeklinde doğar ,
bir ara doğrulunca kendini elif sanır !!
İnsan iki büklüm yaşar ,
oysa en doğru olduğu gün ölmüştür !!
Kulluğun manası VaV ‘ dadır ,
elif uluhiyetin ve ehadiyetin simgesidir !
O yüzden Lafz - ı İlahi elifle başlar !
Elif kainatın anahtarıdır ,
VaV kainattır !!
Rabbi VaV gibi mütevazi olsun ister kulları !
Musa dal olmuştur ; ama Firavunun gözü Elifte kalmıştır !
İbrahim ateşte vavdır ,
Nemrut bizzat ateşe odun !
Yunus , V aV olup balığın karnında anca kurtarmıştır kendini !
İnsan iki büklüm olunca rahat eder ana karnında !
Boylu boyunca uzansa da kim rahattır mezarında ?!.
VaV ‘ ın elifle münasebeti ne kadar iyiyse , kainatın dengeside o kadar düzgündür !
Kim kimi hatırlarsa evvel o ona koşar !
Kainatta tüm cisimler boşlukta dönerken insan belki o yüzden boşlukta kalmamış , Rabbi onu imanla doldurmuştur !
Evvelde eliftir , bir ilahi nefesle ahirde VaV olur kainat !!
Manayı bilmeyenler VaV diyemez vay der !
Buna anlamca VaVeyla denir !
Yani VaV olamadıkları için feryad edenlerin halidir !
Elif bir ağaç ve insan onun dalıdır !
Azrail budadıkça nefesleri daha gür çıkar sesleri !
Herbiri Dal olur ve o ağaçtan beslenir !
VaV olur o ağacın gölgesine sığınır !
Ve Allah insana seslenir , peygamber eliyle ulaşan mesajı hem dal hem ” VaV ” ol der insana !!
Vav insanın tesbih ve zikir halindeki duruşunu ifade eder.
Büsbütün Cenab-ı Hakk’ın karşısında mahviyete bürünmüş, kendisini gizlemeye çalışmıştır.
işin bir de ebced hesabı ile ilgii tarafı var. “Allah” lafzı ebced hesabı ile 66 rakamına tekabül eder. Vav harfi ise 6 rakamına tekabül etmektedir. “müsenna vav”ların yaygınlığının arkasında yatan sebeplerden bir tanesi de iki tane “vav”ın 66/Allah ifadesine karşılık geldiğidir. (Çifte vav ayrıca dua eden dervişi de sembolize etmek için kullanılır)
Eskiden tekkelerde kazan kaynatırlarken yemeğin daha bereketli olması için kepçeyi “vav” şeklinde karıştırırlarmış.
Ahali arasında söylenilegelen “66′ya bağlamak” deyimi de buradan türemiş ve “Allah’a havale etmek” manasanına kullanılmıştır. Benzer şekilde ebruda “Lale” kelimesi de ebced hesabı ile 66′ya tekabül ettiği için Allah’ı remzettiği kabul edilir.
Beyazıt Meydanı’ndaki Hat Sanatları Müzesinde - aynı zamanda üzerinde Kuran-ı Kerim’in tamamının çok küçük harflerle yazılı olduğu - harika ve devasa bir örneği var.
Müze pazar ve pazartesi günleri dışında 9:00 - 16:00 saatleri arası açık ..
Yorum Yapın