SEYAHAT DÜNYASI
Subscribe Yazılar RSS | Subscribe Yorumlar RSS
(hem cismen hem ruhen)

SANAL SOHBETLERE SANAL MUHABBETLERE SANAL

AŞKLARA SANAL SEVGİLERE CEVAPTIR

 

 

SARI ÇİZMELİ MEMET AĞA EMANETETEN KOMŞUSUNDAN BİR ÜGNLÜĞÜNE Bİ EŞEK ALMIŞ EMANETİN CANI AZDIR DERLER YA O GÜN DE EŞEK KAÇARKEN MEMET AĞA EŞEĞİN KUYRUĞUNDAN YAKALAMIŞ DERKEN EŞEK İLERİ MEMET AĞA GERİ ÇEKİP EŞEĞİN KUYRUĞUNU KOPRATMIŞ N EYAPSAM NE ETSEM DİYE KARA KARA DÜŞÜNÜRKEN BİZ EN İYİSİ HOCAYA GİDELİM O BİLİR DEMİŞ GİTMİŞ HOCANIN YANINA YA HOCA BÖYLE İKEN BÖYLE OLDU NE YAPSAM DA YAPIŞTIRSAM ŞU EŞEĞİN KUYRUĞUNU DİYE ARZUHALİNİ ANLATMIŞ HOCA DÜŞÜN TAŞIN BİR OKU BİR ÜFLE İKİ TÜKÜRÜKLE EŞEĞİN KUYRUĞUNU YAPIŞTIRMIŞ MEMET AĞA Bİ MİNNETRTAR Bİ MİNNETTAR SORMAYIN ALMIŞ EŞEĞİNİ GÖTÜRMÜŞ AKŞAMA DOĞRU TAM EŞEĞİNİ AHIRA BAĞLARKEN EŞEK OSURMAZMI ANINDA KUYRUK YERDE ANA NE YAPCAM ŞİMDİ DEYİP Bİ KOŞU HOCANIN YANINDA ALMIŞ NEFESİNİ HOCA HOCA NE ET ET BENİ KURTAR NE YAPTIN SEN EŞEK OSURDU KUYRUK DÜŞTÜ DERKEN FERYAT FİGAN HOCA CEVAPSIZ KALIRMI

 

TÜKÜRÜKLE YAPIŞAN OSURUKLA KOPAR

ofli hoca : şeriatta ayıp yoktur

ses çikartmayun, lafimi dinleyun, bunlar burada söylenecek konişik olmasa, hoca efendu söylemez, lafuni hoca efendu kirk tartar, bir söyler, ne sanaysiniz hoca efendiyi. ey müminler, şu boztepe’den trabzon’a bakaysin, diyorsin ki içinden, insanlar işinde gücünde, ne rahat, işte böyle değil sayun cemaat, memleket alttan alta kaynak, kaynay… kadunin biri bizim hanima danişmiş. bu işler böyledur, bizim hanum da uygun uygun bana söyler, şeriatun gereğuni söyleriz, hanum da yine kaduna söyler. bu kadun yazin, mayis başinda köye çikarmiş kadun başina. anlaşilan o ki, kocasi da kavatin biriymiş, kadun kismi tek başina köy yolina yollanir mi? işte bu utanmaz kadunun finduklukta marabalariyla başundan bir iş geçmiştur, iş ki ne iş, alamet bunlar, iyi dinle müslüman, anla hangi devurda yaşayruk. bu marabadan olmuş mi bir uşak, kocasi da sanayki bu uşak benum uşak… ee kadun, sesuni çikartma otur aşaği, daha ne belani araysin. şimduk, bu kadunin üç ayluk bebeği, her gece kadunin rüyasına giriymiş, kadunin gırtlağuna yapişip, boğaymiş, ne diymiş uşak, “anne! anne! beni babama götür, beni babama götür, yoksa seni boğarım…” üç ayluk uşak deyu bu laflaru eyi dinle. her gece böyleymuş, kadunin yalancisiyum. bizum hanıma demuş ki bu rezul kadın, hoca efendu iyi bilur, çocuğu maraba babasina götüreyim mi? hoca efendu kitaba bir baksun, çocuğu maraba babasina götürmesem daha büyük günaha mi gireyrum? bak kadunin rezuline. şimdi bu kadun benden cevap bekliy. bu iffetsiz şeytan kadunun suçi yoktir cemaat, kocası kavat bunin, kadun başina köy yolina yollanir mi kadun kismi… hanuma iyi tembih ettim. gelursa bu kadin, desun ki ona, hoca efendi kitabin her bir yanina bakti. çocuğu maraba babasina götürmesi cehennemluk günahtur, otirsun aşağu, kessun sesuni. niçun dersenuz cemaat, daha anlamadunuz mi, üç ayluk melake uşak baba mi bilur, kadunin gönlü finduklukta kaldi cemaat, finduklukta kaldi. alacak bizden fetvayi, koşacak findukluğa. ey cemaat nedur bu memleketun hali?

kpss video anlatım

COĞRAFYA  VİDEOLARI İNDİRMEK İÇİN  LİNKLER

1)TÜRKİYE NİN COĞRAFİ KONUMU

COĞRAFYA 1 VİDEO İNDİR

2)DÜNYANIN ŞEKLİ

COĞRAFYA 2 VİDEO İNDİR

Download cografya test soruları 2

3)MEVSİM BAŞLANGIÇ TARİHLERİ

COĞRAFYA 3 VİDEO İNDİR

 

TARİH

 TARIH 1 ILK TÜRK DELETLERINDE KÜLTÜR VE MEDENIYET
Tarih 2 Ilk Türk Devletleri

 

VATANDAŞLIK

VATANDASLIK 1 Türkiyede Anayasal Gelismeler

Vatandaslik 2 Anayasal Gelismeler 2

MUHYİDDİNİ ARABİDEN

Muhiddini Arabî bir dağa çıkıp:

— Sizin taptıklarınız benîm ayağımın altındadır; diye bağırmaya başladı. Bu söz üzerine zamanın uleması Muhiddin Arabi’nin (Allah benim ayağımın altındadır) dediğine hükmederek küfrüne; kail oldular ve idamına hükmettiler. Kabrini bile belli bir yere değil bir dağa yaptılar. Fakat Muhiddin Arabî Hazretleri bir sözünde: — İza dehaleşşini ilâşşın, zahara kabr-i Muhiddin (Sin sına girdiği zaman Muhiddin’in kabri ve muradı anlaşılır) demişti.

Aradan asırlar geçti. Yavuz Sultan Selim Han Şam’ı fethetti. Orada bu hadiseyi duyup Muhiddin Arabi’nin kabrinin nerede olduğunu sordu. Kimse Muhiddin-i Arabi’nin kabrinin nerede olduğunu bilmiyordu

Dağda koyun otlatmakta olan çobanlara kadar Muhiddin Arabi’nin kabrinin nerede olduğunu soruyor fakat kimseden mutmain bir cevap alamıyordu. Sadece çobanın bir tanesi:

— Efendim dedi, ben kabrin nerede olduğunu bilmiyorum. Fakat şurada bir yer var ki, oradan ne koyunların birisi bir ot yer ne de oraya bir hayvan basar. Oranın otları kendi halinde büyür ve zamanı gelince de kurur gider, dedi. Bunun üzerine Sultan Selim, oranın Muhiddin Arabi’nin kabri olduğuna karar verip kazdırdı. Baktılar ki, cesedleri olduğu gibi duruyor. Oraya muhteşem bir türbe yaptırdı. Sonra O’nun niçin İdam edildiğini sordu. Oradakiler:

— Sizin taptığınız benim ayağımın altındadır, dediği için idam edildiğini söylediler.-Bu:defa’Sultan Selim Han, bu sözü nerede söylediğini araştırıp orayı da buldu. Orayı kazmalarını emretti: Kazdıklarında oradan bir küp altının çıktığını gördüler. Yavuz Sultan Selim şöyle söyledi:

— Hazreti Peygamberimiz, «Dininiz paranız, kıbleniz kadınlarınız» buyurmadı mı? İşte Muhiddin-i Arabî de buna dayanarak, taptığınız ayağımın altında demekle, benim a yağımın altında altın var demek istemiş ama, o zaman bunu kimse anlayamamış ve Muhiddin’i haksız yere idam etmişler, buyurdu. Böylece Muhiddin-i Arabi’nin iki kerameti birden zuhur etmiş oluyordu; biri paranın yerini bildirmesi, biri de Yavuz’un gelip hadiseyi aydınlığa kavuşturması…

Muhiddini Arabî H. 638 (M. 1240)’da vefat etmiş ve Şam’ın Kasyon dağına defnedilmiştir

EBRU TARİHİ

EBRU TARİHİ

Ebru sanatının ilk kez ne zaman ve nerede yapıldığı tam olarak bilinememektedir. Tarihi ve kimin tarafından yapıldığı belli olmayan bazı eserler vardır.

Bugün kayıtlardaki en eski ebru 1595 yılına aittir. Şebek Mehmed Efendi imzasını taşır. Ancak, bir sanatın gelişmesi ve kabul görmesi için yüzlerce yıl geçmesi gerektiğini ve kayıtlarda da detaylı bir arama yapılmadığını düşünürsek bu sanatın çok daha eskilere dayanan bir geçmişi olduğunu kabul etmemiz gerekir.

Ayrıca, ebru kelimesinin Farsça’daki EBRİ kökünden geldiğini iddia edenler olsa da, bu kelimenin kullanılmasından yıllar öncesinde, Türkistan’da EBRE kelimesinin çok yakın anlamda kullanıldığı bilinmektedir. Yani kelimenin Farsça’ya zamanın Türkçe’sinden geçmiş olma olasılığı yüksektir. Osmanlı’nın son devirlerinde yaşamış olan Üsküdarlı Şeyh Sadık Efendi, Ebru Sanatı’nın inceliklerini öğrenmek için Buhara’ya gitmiştir. Bu da, Ebru Sanatı’nın Orta Asya kökenli olduğuna dair güçlü bir kanıttır.

Ebru Sanatı’nın günümüze ulaşmasında, Üsküdarlı Şeyh Sadık’ın büyük payı vardır. Onun devamında, Hezarfen Edhem Efendi, Necmeddin Okyay ve Mustafa Düzgünman, bir yandan sanattaki geleneği korumuş, aynı zamanda da ebru çeşitlerini tanzim ederek Ebru’yu güçlü bir sanat haline getirmişlerdir.

Ebru Sanatı ile ilgili yazılmış ilk eser, Tertib-i Risale-i Ebri adını taşır ve 1608 tarihlidir. Basitçe ebru yapımından ve ebru sanatçılığından bahseder.

Osmanlı’da ise Şebek Mehmed Efendi’den sonraki en önemli Ebru Sanatçısı, Hatip Ebrusu’na da adını veren İstanbullu Hatip Mehmed Efendi’dir.Aynı zamanda hattat olan sanatçı, Ayasofya Camii’nde hatiplik yapmış ve 1773 yılında vefat etmiştir.

HAT SANATI

HAT SANATI  &  Güzel-SanatlarHat sözlükte ”ince, uzun doğru yol, birçok noktaların birbirine bitişerek sıralanmasından meydana gelen çizgi, çizgiye benzeyen şeyler ve yazı” gibi anlamlara gelir. Bu kelime özellikle İslam kültüründe, yazı ve güzel yazı (hüsnü’lhat, elhattu’lhasen) manalarında kullanılmıştır. Hüsni hat, estetik kurallara bağlı kalarak , ölçülü, güzel yazma sanatıdır; fakat İslam yazıları için kullanılan bir tabirdir. İslam yazılarını güzel yazma ve öğretme hünerine sahip Sanatkara hattat, bu Sanata da hattatlık denilmiştir. Hat, sözün veya ruhta cereyan eden fikir ve duyguların alfabe ve yazı vasıtaları ile resmedilmesidir. Nitekim büyük matematikçi Öklid de aynı manaya işaretle; ”Hat, her ne kadar maddi aletlerle meydana gelirse de o, ruha ait bir hendesedir” demiştir.

Abbasiler devrinde gelişen hat Sanatı onbeşinci yüzyılda ünlü Türk hattatı Şeyh Hamdullah (1429-1520) ile yeni bir tavır ve şive kazanmış ve o zamanki İslam dünyasının bütün hattatlarının üstadı olmuştur. Onun üslubu Osmanlı hat Sanatının gelişmesine geniş ölçüde yol açan bir temel oluşturmuştur. Onbeşinci yüzyılda yetişen sanatkarlardan biride İstanbul Fatih Camii kitabesiyle Topkapı sarayında Sultan Ahmed çeşmesine bakan dış kapının kitabesini yazan Ali bin Yahya Sofi’dir. Süleymaniye Camii kubbesinde yazıyı yazan Karahisari Osmanlı Sanatına güzel fakat süreli olmayan bir üslup getirmiştir. Onyedinci yüzyılda Hafız Osman’la Türk yazı üslubu yeni bir yükseliş devrine girmiştir. Zamanın bütün hattatları ondan ders alıp onun yazı Sanatını benimsemişlerdir Sultan III Ahmet ve Sultan II. Mustafa da onun öğrencileri arasında idi. Taş basmasıyla çoğaltılan Kur’an’larla Hafız Osman’ın şöhreti bugün Hindistan’a ve Cava’ya kadar bütün İslam alemine yayılmıştır. Bundan sonra Mustafa Rakım ve Mehmet Esat Yesari on dokuzuncu yüzyılda, Kadıasker Mustafa İzzet Efendi ve Yesarizade Mustafa İzzet efendi çok tanınmış üstadlardır.

Yazı başlı başına bir Sanat olduğu gibi dekoratif Sanatların zenginleştirilmesinde ve mimaride çok büyük rol oynamıştır. Gerek Selçuklu, gerekse Osmanlı mimarisinden yazıyı çıkaracak olursak bunların pek fakir bir manzara göstereceğine şüphe yoktur. Dekoratif Sanatlar içinde aynı şey söylenebilir. Yazı Sanatının yanında tuğraları da gözden geçirmek lazımdır. Her sultanın adına arma şeklinde tuğra denilen bir kompozisyon oluşturulmuş ve fermanlar ile önemli vesikaların başına da tuğra çekilmiştir.

Arapça hüsn: “güzel”, hat: “çizgi”, yazı ve HÜSN-İ HAT olarakta bilinir.

TÜRLERİ:

Hazret-i Muhammet’den (s.a.v), Kuran-ı Kerim’in toplanmasından sonra, İslam dininin bilime verdiği özel önemin etkisiyle, çok sayıda katip yetişmiş, yazı da doğal olarak büyük aşamalar göstererek mimarlık, bezeme gibi önemli sanat kolu olmuştur. Bu yazının ilk biçimi olan ve adını Kufe kentinden alan köşeli karakterli kufi “Ümmü’l-Hutut” (Hazret-i Ali’nin “kufi” hattı bulduğu söylenir) yazısının yerini IX. yüzyıldan sonra aklam-ı sitte almaya başladı. Aklam-ı sitteyi oluşturan muhakkak, reyhani, sülüs, nesih, tevki ve rıka adlı altı temel yazıda yuvarlak çizgilerin hakim olması hattatlara büyük kolaylıklar sağlıyarak hat sanatının ufkunun gelişmesine yol açtı. Bağdatlı hattat İbn Mukle aklam-ı sitteyi belli kurallara oturttu. Bunun için kalemin ucuyla yapılan noktayı, standart bir elif harfini ve daireyi ölçü olarak kabul etti. Onun yolunda yürüyen İbnü’l-Bevvab yazıyı estetik bakımdan biraz daha ileriye götürdü. Son Abbasi halifesi Mustasım’ın saray hattatı Yakut-ı Mustasımi harflerin yapısına ayrı bir güzellik getirdi. Yakut’un ölümünden sonra hat sanatı İran ve Türk hattatlarının elinde gelişmeye ve güzelleşmeye devam etti. İran’lı sanatçılar aklam-ı sitteyi kendi anlayışlarına göre yazdılarsa da, genelde Yakut’un uslubundan ayrılmadılar. Oysa yazının estetik bakımdan çok eksikleri vardı. Bunu gidermeyi Osmanlı hattatları başardı. XV. yüzyılda II. Mehmed’in (Fatih Sultan Mehmed Han) ve oğlu II. Bayezid’in hattatlığını yapan ve Osmanlı-Türk hattatlarının babası sayılan Şeyh Hamdullah aklam-ı sitteye o zamana değin ulaşılamayan bir güzellik ve olgunluk getirdi. X VII. yüzyılda yaşayan Hafız Osman da Şeyh Hamdullah’ın eksiklerini tamamlayarak yazıyı güzelliğinin en üst doruğuna ulaştırdı.
XI. yüzyılda ortaya çıkan talik yazı yalnız İran’da kullanıldı ve XIV. yüzyıldan sonra yerini nestalik’e bıraktı. Bu yazıda Ali Herevi ve İmad-ı Rum gibi ünlü İranlı hattatlar diğer ulusların sanatçılarına yol gösterdiler. Daha sonra Osmanlılarda da Yaseri Mehmed Esad ve oğlu Yaserizade Mustafa İzzet ile Sami Efendi gibi nestalik ustaları yetişti. Emeviler döneminden beri maliye ve tapu kayıtlarının tutulduğu siyakat Osmanlılarda da aynı amaçla kullanıldı. Kendine özgü harfleriyle bu, ancak bilenlerin okuyabildiği bir yazı idi. Divani ve celi divani ise Osmanlı hattatlarının oluşturduğu yazılardır. Bunlar Divan-ı Hümayun’da ve Bab-ı Ali kalemlerinde kullanılarak gelişti.
Hat sanatında bir yazının irisi celi adını alır. Celi yazı da gene Osmanlılarda, XIX. Yüzyılda Mustafa Rakım’ın elinde gelişti ve olgunlaştı. Küçük yazılara hurde, daha küçük olanlara gubari, bütün harfleri birbirine bağlayarak yazılan yazıya müselsel denir. Kuralları kırılarak yazılan yazıya şikeste (kırık) adı verilir. Bir sözcüğün harflerinin ya da bir cümlenin hece ve sözcüklerinin güzel bir görünüm oluşturmak amacıyla birbiri üstüne bindirilmesine istif denir.
Sultanların imzası olan tuğralar ise, tuğrakeş adı verilen kimseler tarafından hazırlanmaktaydı. Sultanların mührü niteliğindeki tuğraların, doğal olarak her sultanla birlikte, biçimi ve metni değişmekte, böylece zengin bir tuğra dizisi elde edilmiş bulunmaktadır. Tuğralar, fermanlarda, anıtsal yapıların girişlerinde ve gerekli diğer bölümlerinde sultanların simgesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Fermanlardaki tuğraların tezhipli örneklerini bugün başta İstanbul olmak üzere müzelerde rastlamak mümkündür.

TEKNİĞİ:

Hat sanatında harflerin yazının türüne göre biçimlendirilmesinde temel alınan birime nokta denir. Nokta yazının yazılacağı kalemle konur ve eniyle boyu aynı olur. Başka bir deyişle nokta, kenar boyu, yazılacak yazının harf kalınlığına eşit bir karedir. Her yazı türünde tek tek her harfin baş, gövde, kuyruk vb gibi bölümlerinin uzunluğu, burun, kaş gibi kıvrımlı yerlerinin açıklığı, üst üste ve yan yana konan belli sayıda nokta ile saptanmıştır. Böylece her harfin genişliği, yüksekliği ve boyu, kalınlığı ile oranlanmış olur. Bu nedenle bir yazının daha iri ya da daha ufak boyda harflerle yazılması yalnızca harf kalınlığını değiştirir, harflerin biçimini etkilemez.

ARAÇ ve GEREÇLERİ:

KALEM:

Hatta kullanılan en önemli araç kalemdir. Bunlar başlıca; kamış kalem, kargı kalem, tahta kalem ve demir kalemdir.

KAMIŞ KALEM:

Kamış kalemler genellikle koyu kestane rengindedirler. Sarı, alaca ve benekli olanları da vardır. Irak, İran, Cava ve Hind nev’ileri meşhurdur. En serti Cava ve en makbulü İran ve Irak kalemleridir.

KARGI KALEM:
Celi yazılar için kargı kalemler kullanılır. Kargı kalemler, kamış kalemlere göre daha kalındırlar. Fakat bunların kalınlıkları arttıkça, parmak arasında idareleri zorlaştığından, ince saplı tahta kalem kullanılması tercih edilir.

TAHTA KALEM:

Ihlamur veya gürgen ağaçından istenilen kalınlıkta yontularak yapılır. Sap tarafı, parmaklar arasında rahatça tutmağa ve hareket ettirmeğe elverişli olmalıdır. Tahta kalemin birkaç çeşiti vardır. Bir kısmının yalnız ortasında çatlağı bulunur. Bir kısmında ise, çatlağın iki tarafından kalınlığa göre iki veya daha fazla yuvarlak delikler bulunur. Kalem ağzı çok enli ise, bu deliklerden çatlağa giden ince yollar açılır. Mürekkep, deliklerde toplanıp yollardan çatlağa, buradan da ağıza akar.

DEMİR KALEM:

Nesih gibi ince yazılarda, kalemin ucu çabuk bozulmamak ve muhtevası zengin bir eserin başından sonuna kadar kalemin kalınlık ve keskinlik ayarını muhafaza etmek için, çelik kalem uçları, ağızları bileği taşından istenilen kalınlıkta bilenerek kesimi ayarlandıktan sonra, kamış kalemin ucuna takılarak kullanılır.

MAKTA:

Kamışın ucu önce elde yontulduktan sonra makta üstüne konup kalemtraş denen bıçakla kesilir. Makta, eni ekseriye 2-3 cm, boyu 15-20 cm, kalınlığı 1-2 mm kadardır. Kalem kesilecek tarafında, kalem yatağı veya kalem yuvası yahut hane-i kalem (= kalem evi) bulunan bir altlıktır; fildişi, boynuz, ya da kemikten yapılır.

MÜREKKEP:

Yazı genellikle, is, zamk, su ve daha başka katkı maddelerinin katılmasıyla hazırlanan siyah mürekkeple yazılır;

HOKKA:

Mürekkep hokka içinde saklanır. Camdan başka pişmiş topraktan, metalden, çeşitli ağaçlardan hokka yapılabilir. Kalem sokulduğunda uç dibine vurup bozulmasın diye hokkanın içine lıka denen bir tutam ham ipek konur. Mürekkebin akıcı olması, rengini solmadan uzun süre koruması gerekir.

KAĞIT:

Yazı da kağıtta önemli rol oynar. Hattatlar, kağıtlara yazacakları yazının değerine göre kıymet verirler Kağıdın mürükkebi yaymaması, silinmeye elverişli olması, üstünde kalem takılmadan yazılabilmesi gerekir. Bunların sağlanması için kağıtlar aharlanır. Kağıtların Abadi, Semerkandi. Hatayi, İstanbuli, Buhara, Venedik vb. çeşitleri vardır. Yazıda kullanılan kağıtların rengide çok önemlidir. Estetik bakımda en çok beyaz, sarı, kırmızı, yeşil, mavi ve kahvarengi renkleri tercih edilir.

HAT EĞİTİMİ:

Hat sanatı öğrenip hattat olabilmek için belli aşamaları olan sıralı bir eğitimden geçtikten sonra icazetname almak gerekir. Hattat adayının bir üstattan ders almasına meşk ya da meşketmek denir. Adayın kopya etmesi için üstadın yazdığı örnek yazıya meşk adı verilir. Başlangıçta harflerin tek tek yazılışları, sonra iki harfin birleşme biçimleri ve bunun kuralları öğrenilir. Ardından mürakkebat aşamasında ikiden fazla harfin birleştirilmesine geçilir. Bunun için genellikle önce uzunca bir kaside, sonra bazı ayet ve hadisler, dualar özlü sözler (kelam-ı kibar) yazılır. İcazetname ancak 5-6 yıl süren bir çalışmadan sonra elde edilebilir. Hattat adayının icazet almadan, yazdığı yazıların altına ketebe koymaya (imza atmak) hakkı olamaz.

HATTATLIK:

Hattatlar üç gruba ayrılırdı; Birinci grubu oluşturanlar okullarda yazı dersi veren meşk hattatlarıydı. Ama bunların arasında da çok ileri düzeyde olanlar bulunurdu. Yazma kitapları istinsah (kopya) eden ya da ısmarlama yazan hattatlar ikinci bir grup oluştururdu. Üçüncü grupta yer alanlar öğrenci yetiştiren ve özgün yapıt veren hattatlardır. Şeyh Hamdullah, Ahmed Karahisari, Hafız Osman, Mustafa Rakım, Sami Efendi gibi çok ünlü hattatlar hep bunların arasından çıkmıştır. Bu tür hattatların bazıları hem Divan-I Hümayun, Enderun-I Hümayun gibi resmi dairelerde ve okullarda, hem de özel olarak ders verirdi. Ama gelenek gereği hiç biri para almazdı. Bu gelenek bugün de sürdürülmektedir.

Hattatlar arasında en kıdemli ve usta olana. Hattatların reisi (reisü’l-hattatin) adı verilirdi. Onun ölümünde yerine bir başkası geçerdi.

 
VAV
 

EBRU SANATI

EBRU TARİHİ

 Ebru sanatının ilk kez ne zaman ve nerede yapıldığı tam olarak bilinememektedir. Tarihi ve kimin tarafından yapıldığı belli olmayan bazı eserler vardır .Yazının devamıEBRUebrulale

bayraknarvav
ebruağaçağaç

resimli ebruebruebru



 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

VAV(HÜSNÜ HAT)

‘Hat sanatı deyince hatırımıza, Arap yazısının estetik ölçülere bağlı kalarak güzel bir şekilde yazma işi gelir. Kaynaklarda genellikle şöyle tarif edilir:
“Hat, maddi aletlerle meydana getirilen ruhani bir hendesedir.”
İşte bu tarife uygun olarak estetik bir anlayış içinde yüzyıllar boyunca gelişerek süregelmiştir.
Arap hattı zamanla “İslam hattı” niteliğini kazanmıştır. Bu yazı sisteminde harflerin çoğu kelimenin başına, ortasına ve sonuna gelişine göre yapı değişikliğine uğrar. Harflerin birbiriyle bitiştiklerinde kazandıkları görünüş zenginliği, aynı kelime veya cümlenin çeşitli kompozisyonlarla yazılabilme imkanı, sanatta aranılan sonsuzluk ve yenilik kapısını açık tutmuştur.

SAYGI UYANDIRMIŞTIR
Türk Hat Sanatı, dünyada eşine rastlanamayacak güzelliklerle doludur. Başlangıçta dini amaçlı gelişen sonradan başlı başına bir sanat haline gelen yazı; islam aleminde özellikle Müslüman Türkler’de çok derin ve çok büyük bir saygı uyandırmıştır
Hattın sanat haline dönüşmesinde en önemli görev, hattata düşmektedir. Kamış kalemin tutuluşu, döndürülüşü, kağıda yaslanışı, harf gruplarının estetik seviyesini ortaya koyar. Bugünkü konumuz olan “vav” harfi, bu özellikleri en çok içinde barındıran bir mahiyet taşır.
Vav harfinin ebced hesabında değeri altı sayısına tekabül eder. Şöyle hoş bir levha da vardır: “İtteku’l-vavat” yani “vavlardan sakınınız.”
Bununla kasdedilen de şudur:
Vav (v) harfiyle başlayan “velayet”, vesayet, vekalet, vakıf” hukukunu çiğnemekten sakınınz.
Yazıya estetik bir form kazandırılması ile oluşan hat sanatında İstanbul her zaman önemli bir merkez olmuştur. Hat sanatı kitap yazılarında, duvarlara yazılan levhalarda, kubbe içlerinde, minarelerde, mezar taşlarında, çinilerde kullanılmıştır. Bu sanatla uğraşanlara “hattat” ismi verilmektedir. Bu hattatlardan biri de Mustafa izzet Efendi’dir.
Mustafa İzzet Efendi, ünlü ve usta bir hattattı. Ta’lik hatta Türk hattatlarının en büyüğü sayılan Yesari Mehmed Esad Efendi’nin oğludur. 1776 senesinde İstanbul’da doğdu.

Hafız Osman fırtınalı bir günde dolmuş kayıkla Beşiktaş’a geçecektir. Bir kayığa biner. Yol bitmek üzereyken kayıkçı ücretleri ister. Fakat Hafız Osman o gün aceleyle çıktığı için yanına para almayı unutmuştur. Kayıkçıya, “efendi, yanımda param yok, ben sana bir “vav” yazayım, bunu sahaflara götür karşılığını alırsın” der. Kayıkçı yüzünü ekşitip söylenerek yazıyı alır. Bir müddet sonra kayıkçının yolu sahaflar tarafına düşer. Bakar ki yazılar, levhalar iyi fiyatlarla alınıp satılıyor. Cebindeki yazıyı hatırlar ve götürür satıcıya. Satıcı yazıyı alır almaz “Hafız Osman vav’ı” diyerek açık artırmaya başlar. Sonuçta iyi bir fiyata “vav”ı satar kayıkçı. Kayıkçı bir haftalık kazancından daha fazlasını bu “vav” ile kazanmıştır. Bir gün Hafız Osman yine karşıya geçecektir ve yine aynı kayıkçıyla karşılaşmıştır. Yol bitmek üzereyken yine ücretler toplanır. Hafız Osman da yol ücretini uzatır kayıkçıya. Kayıkçı “efendi para istemez, sen bir “vav” yazıver yeter” der. Hafız Osman gülümseyerek der ki; “efendi o “vav” her zaman yazılmaz.”

İnsan VaV şeklinde doğar ,

bir ara doğrulunca kendini elif sanır !!
İnsan iki büklüm yaşar ,
oysa en doğru olduğu gün ölmüştür !!

Kulluğun manası VaV ‘ dadır ,
elif uluhiyetin ve ehadiyetin simgesidir !
O yüzden Lafz - ı İlahi elifle başlar !
Elif kainatın anahtarıdır ,
VaV kainattır !!

Rabbi VaV gibi mütevazi olsun ister kulları !
Musa dal olmuştur ; ama Firavunun gözü Elifte kalmıştır !
İbrahim ateşte vavdır ,
Nemrut bizzat ateşe odun !
Yunus , V aV olup balığın karnında anca kurtarmıştır kendini !
İnsan iki büklüm olunca rahat eder ana karnında !
Boylu boyunca uzansa da kim rahattır mezarında ?!.

VaV ‘ ın elifle münasebeti ne kadar iyiyse , kainatın dengeside o kadar düzgündür !
Kim kimi hatırlarsa evvel o ona koşar !
Kainatta tüm cisimler boşlukta dönerken insan belki o yüzden boşlukta kalmamış , Rabbi onu imanla doldurmuştur !
Evvelde eliftir , bir ilahi nefesle ahirde VaV olur kainat !!

Manayı bilmeyenler VaV diyemez vay der !
Buna anlamca VaVeyla denir !
Yani VaV olamadıkları için feryad edenlerin halidir !
Elif bir ağaç ve insan onun dalıdır !
Azrail budadıkça nefesleri daha gür çıkar sesleri !
Herbiri Dal olur ve o ağaçtan beslenir !
VaV olur o ağacın gölgesine sığınır !
Ve Allah insana seslenir , peygamber eliyle ulaşan mesajı hem dal hem ” VaV ” ol der insana !!

Vav insanın tesbih ve zikir halindeki duruşunu ifade eder.
Büsbütün Cenab-ı Hakk’ın karşısında mahviyete bürünmüş, kendisini gizlemeye çalışmıştır.

işin bir de ebced hesabı ile ilgii tarafı var. “Allah” lafzı ebced hesabı ile 66 rakamına tekabül eder. Vav harfi ise 6 rakamına tekabül etmektedir. “müsenna vav”ların yaygınlığının arkasında yatan sebeplerden bir tanesi de iki tane “vav”ın 66/Allah ifadesine karşılık geldiğidir. (Çifte vav ayrıca dua eden dervişi de sembolize etmek için kullanılır)
Eskiden tekkelerde kazan kaynatırlarken yemeğin daha bereketli olması için kepçeyi “vav” şeklinde karıştırırlarmış.

Ahali arasında söylenilegelen “66′ya bağlamak” deyimi de buradan türemiş ve “Allah’a havale etmek” manasanına kullanılmıştır. Benzer şekilde ebruda “Lale” kelimesi de ebced hesabı ile 66′ya tekabül ettiği için Allah’ı remzettiği kabul edilir.

Beyazıt Meydanı’ndaki Hat Sanatları Müzesinde - aynı zamanda üzerinde Kuran-ı Kerim’in tamamının çok küçük harflerle yazılı olduğu - harika ve devasa bir örneği var.
Müze pazar ve pazartesi günleri dışında 9:00 - 16:00 saatleri arası açık ..

pc performans ve xp nin gizli yanları

DAHA FAZLA İŞLEMCİ GÜCÜ
Başlat-Çalıştır-Aç satırına: “Rundll32.exe advapi32.dll,ProcessIdleTasks” yaz ve tamam.

XP’NİN HIZLI KAPATILMASI
Başlat-Çalıştır-Aç satırına regedit yaz sonra:
HKEY_LOCAL_MACHINE / SYSTEM / CurrentControlSet / Control anahtarına ulaş.Pencerini sağındaki alanda “WaitToKillServiceTimeout” sağ tıkla ve değiştir
değeri 20000’den 200 yap.

SON KULLANILAN BELGELER LİSTESİNİN SİLİNMESİ
Başlat-Çalıştır regedit yaz
HKEY_CURRENT_USER Software Microsoft Windows CurrentVersion Policies Explorer anahtarına ulaşın ve ekranda sağ tıkla yeni DWORD değeri yap değerin adı “NoRecentDocsHistory” olarak yap. Ardından üzerine tıklayarak kısıtlamayı açmak için 1 değerini gir yok ben belgeler geçmişini istiyorum diyorsan 0 değerini gir. Yeniden başlat..

BELLEK PERFORMANSININ ARTTIRILMASI
Başlat-Çalıştır regedit.Kayıt defterinde;
HKEY_LOCAL_MACHINE SYSTEM CurrentControlSet Control Session Manager Memory Management anahtarına ulaş;
a)DisablePagingExecutive üzerine çift tıkla ondalık tabanında 1 değerini gir.
b)LargeSystemCache üzerine çift tıkla ondalık tabanda 1 gir.
c)Orada yeni bir DWORD değeri oluştur “IOPageLockLimit” olarak adlandır ve değeri ondalık sistemde hangi rami kullanıyosan 128MB için 4000,256 MB için 10000, 512MB ve daha yukarısı için 40000 değerini girin.
Yeniden başlat…

MENÜ HIZLandIRILMASI
Menülerde gezinirken kısa bir gecikme yaşanır bunu registry’de ki bir ayarın değiştirilmesiyle giderilebilir. Kayıt defteri düzenleyicisini açın “HKEY_CURRENT_USERControlPanelDestop” altındaki “MenuShowDelay” dizesine çift tıklayıp 400 olan değeri “0″olarak atadığınızda sorun çözülür…

%20 İNTERNET HIZI ARTIŞI
Windows xp professional %80 internet hızını kullanmanıza izin veriyor İnternetinizin hızını % 20 arttırabilmek için
Başlat >çalıştır >gpedit.msc >bilgisayar yapılandırıcısı >yönetim şablonları >ağ >Qus paket zamanlayıcısı >ayarlanabilen bant genişliğini sınırla >etkin >bant genişlik sınırı = 0 >uygula >TAMAM
(önceki bant genişlik ise=20)

TAMAMEN SİLME
Kaldirdigimiz programin ismi hala görünüyorsa.
HKEY_LOCAL_MACHINESOFTWAREMicrosoftWindowsCurr entVersionUninstall… yanindaki + isaretli yere tiklayip actigimizda hepsini görebilirsiniz.Sağ tıkla ve sil…

GEZGİN PENCERESİNİN SABİTLENMESİ
Windows, oturumu her kapattığınızda görev çubuğunun ve tabii ki gezgin penceresinin büyüklüğünü ve konumunu kaydeder. Söz konusu değerlerin değişmemesini, pencerenin konumunun ve büyüklüğünün sabit kalmasını istiyorsanız, Kayıt Defterine bir ek yapabilirsiniz.
Bunun için ilk olarak söz konusu pencere ve görev çubuğunu istediğiniz gibi yerleştirin. Daha sonra HKEY_CURRENT_USER Software Microsoft Windows Current Version Policies Explorer adresine ulaşın ve burada yeni bir DWORD değeri oluşturup bu değere NoSaveSetting ismini verin. Ve Değer Verisini 1 yapın.

KONUŞMA BALONLARINDAN KURTULUN
Simgelerin üzerinde bilgi kutucuklarının açılması ve konuşma balonlarının Windows turu hakkında açıklama yapması, haklı olarak birçok kullanıcıyı rahatsız eder.
Bu yardım metinlerini devre dışı bırakmak için HKEY_CURRENT_USER Software Microsoft Windows CurrentVersion Explorer Advance anahtarına ulaşın ve bu anahtar altındaki ShowInfoTip kaydını bulun ve değerini 0 yapın. Ardından EnableBallonTips adında yeni bir DWORD değeri oluşturun ve değer verisini 0 yapın.

YETERSİZ DİSK ALANI UYARISININ KAPATILMASI
Bunun için HKEY_CURRENT_USER Software Microsoft Windows CurrentVersion Policies Explorer anahtarı altında yeni bir DWORD değeri oluşturup NoLowDiskSpaceCheck adını veri ve değer olarak 1 girin.

DİALER PROGRAMLARINA KARŞI KORUMA
Çevirmeli Ağ Bağlantısında, bilginiz haricinde bir değişiklik yapılmasını, çevirmeli ağ telefon defterini yazmaya karşı koruyarak rahatlıkla engelleyebilirsiniz. Bunun için Windows gezgini penceresini açın ve C:Documents and Settings All Users Application Data Microsoft Network ConnectionsPbk klasörüne gidin. buradaki RASPHONE.PBK özelliklerine girin ve bunu Salt Okunur hale getirin.

MASAÜSTÜNÜ GÖSTER SİMGESİNİN OLUŞTURULMASI
Öncelikle Not Defterinden yeni bir metin belgesi açın ve içine şunları ekleyin.
[Shell]
Command=2
IconFile=Explorer.exe,3
[Taskbar]
Command=ToggleDesktop
Daha sonra bunu Masaüstünü Göster.SCF adıyla kaydedin. Daha sonra bunu hızlı başlat üzerine sürükleyin…

SAAT DİLİMİ PENCERESİNE ŞEHRİNİZİ EKLEYİN
Regedit Düzen-Bul deyip İstanbul kelimesini aratın. (GMT +02:00) Atina, Istanbul, Minsk yazan değeri buluğunuzda Display yazan değere çift tıklayarak içinde yazılanları değiştirin.

XP NİN KONUŞMA BALONLARINI KAPATMAK
Eğer çalışmanız sırasında sürekli ekranın sağ alt tarafında çıkan d: sürücüsünde az yer türevi konuşma balonları sizi rahatız ediyorsa HKEY_CURRENT_USER Software Microsoft Windows CurrentVersion ExplorerAdvanced altında EnableBallonTips DWORD değerini 1 den 0 a çevirmeniz onu kapatacaktır.

DOSYALARIN TAKAS DOSYASINA ATILMASINI ENGELLEMEK
Windows XP bilgisayarınızdaki anabellek miktarı yüksek olsa bile bir çok dosyayı sabit diskinizin üzerindeki takas dosyasına yazacaktır. Sabit diskler bellek modüllerinden daha yavaş oldukları için bilgisayarınızın performansı düşecektir. Eğer bilgisayarınızda 256Mb dan fazla bellek varsa takas dosyanızı kapatmanız olumlu olabilir. HKEY_LOCAL_MACHINE SYSTEM Current ControlSet ControlSession ManagerMemory Management klasörü altındaki DisablePagingExecutive değerini 1 yapmanız yeterli olacaktır.

SİSTEMLE İLGİLİ OLAN DOSYA YOLLARINI DEĞİŞTİRMEK
Windows XP ile çalışırken, tüm ayarların ilk kurulduğu zaman belirlenmiş olan klasörlere göre yapılması hoşunuza gitmiyorsa, bu dosya yollarını değiştirebilirsiniz. HKEY_CURRENT_USERSoftwareMicrosoftWindowsCurre ntVersionExplorerShell Folders altında sistem klasörleriyle ilgili yollar tanımlıdır. Burada istediğiniz değişikliği uygulayabilirsiniz.

BÜYÜK ARABELLEK AYARIYLA PERFORMANSI ARTTIRMAK
Windows XP bir performans canavarıdır. Windows unuzu hızlandırmanın yollarından biri sistem arabelleğiyle ilgili değerleri değiştirmektir. Windows sistem ve dosya arabelleğini dinamik olarak değiştirir. Bu şu anlama geliyor: dosya işlemleri ile ilgili çok bellek gerektiğinde, Windows tüm sistem arabelleğini bu işlem için kullanır, bu da sistem takas dosyasının şişmesine yol açar. 256 MB üzeri ana belleğe sahip bilgisayarlar için yapacağınız bir değişiklik sisteminizin performansını arttıracaktır. HKEY_LOCAL_MACHINESYSTEM CurrentControl SetControl Session Manager Memory Management altında LargeSystemCache değerini 1 yapmanız yeterli olacaktır.

TAKILAN CD LERİN OTOMATİK ÇALIŞMASINI ENGELLEMEK
Bilgisayarınıza yeni bir CD taktığınızda onun otomatik çalışması sizi rahatsız ediyorsa HKEY_LOCAL_MACHINESYSTEMCurrentControlSetServi cesCdrom altındaki AutoRun değerini 0 yaparak bunu kaldırabilirsiniz.

WİNDOWS XP NİN CD YAZMA PROGRAMINI KALDIRMAK
Regedit HKEY_CURRENT_USER Software Microsoft Windows CurrentVersion PoliciesExplorer anahtarı altında yeni/DWORD Değeri deyin ve adını NoCDBurning verin. Ve değerini 1 yapın.

KİŞİSEL SİSTEM ÖĞESİNİ BAŞLAT MENÜSÜNE EKLEMEK
Başlat menüsün de en önemli bağlantılar bulunur. Ancak çalıştır komutu altında boş bir alan mevcuttur ve isterseniz buraya kendi öğelerinizi de ekleyebilirsiniz. Bunun için olarak Regedit ‘e gidiyoruz. HKEY_CLASSES_ROOTCLSID{2559a1f6-21d7-11d4-bdaf-00c04f60b9f0} anahtarını bulun, sağdaki Varsayılan değerini açın ve Başlat menüsün de Görünmesini istediğiniz ismi girin. Daha sonra boş bir alana tıklayın ve Yeni/Anahtar diyerek bu anahtara DefaultIcon adını verin. Bu anahtara ait Varsayılan değerine koymak istediğiniz iconun adresini yazın. Sol taraf da ki listede bulunan Instance/InitPropertyBag al anahtarına geçin. Sağdaki method öğesine değer olarak ShellExecute girin. Şimdi aynı yerde Command adında yeni bir dize değeri oluşturun ve buraya öğenin sahip olacağı açıklama bilgisini girin. Daha sonra bu anahtar altında Param1 adında yeni bir dize değeri oluşturun ve değer olarak buna girmek istediğiniz program, link veya klasör yolunu yazın. Bu yaptığınız işlem Windows reboot olduktan sonra aktif hale gelecektir.

KULLANICILARI KAYIT PENCERESİNDEN ÇIKARMAK
Bilgisayarınızda çalışabilecek tüm kişiler Login penceresinde isimleri ile listelenir. Şayet bu durumdan rahatsız oluyorsanız, isimlerin ekrana gelmesini engelleyebilirsiniz. Bunun için ilk olarak Regedit i açın ve HKEY_LOCAL_MACHINESOFTWARE Microsoft Windows NTCurrentVersion Winlogon Special Accounts UserList anahtarını bulun. Daha sonra burada yeni bir DWORD değeri oluşturun ve isim olarak kaldırmak istediğiniz kullanıcının adını girin.

CEVAP VERMEYEN UYGULAMAYI DAHA HIZLI KAPATMAK
Bunun için Regedit de HKEY_CURRENT_USER Control Panel Desktop anahtarına ulaşıyoruz. Bu anahtar altındaki HungAppTimeout değerini 500 yapın.

SCHEDULE TASK KAPANSIN
I.E 6 sunucuya her bağlandığında Schedule Task çalıştırmak ister. Bu da kullanıcıya yavaş surf olarak geri dönmektedir. Bunu kapatmak için Regedit den HKEY_LOCAL_MACHINE SOFTWARE Microsoft Windows CurrentVersion Explorer Remote Computer NameSpace{D62 77990-4C6A-11CF-8D87-00AA0060F5BF} bu anahtarı bulun ve silin.

BSDOS ÇIKTIĞINDA YENİDEN BAŞLASIN
BSDOS yani bildiğimiz ismiyle ünlü Mavi Ekran Çıktığında bilgisayarınızın otomatik yeninden başlaması için Regedit de HKEY_LOCAL_MACHINESYSTEM Current Control SetControl Crash Control anahtarında AutoReboot değerini bulun ve 1 yapın.

AÇILIŞ DİSKİNİN OTOMATİK OPTİMİZE EDİLMESİ
Bunun için Regedit de HKEY_LOCAL_MACHINESOFTWARE Microsoft DfrgBootOptimize Function anahtarında Enable değerini bulun ve Y yapın.

BAŞLANGIÇ MENÜSÜNÜ DEĞİŞTİREMESİNLER
Sistemdeki diğer kullanıcıların Start Menu de değişiklik yapmalarını istemiyorsanız. Regedit den HKEY_CURRENT_USERSoftware Microsoft Windows CurrentVersion Policies Explorer anahtarına ulaşın. Burada yeni bir DWORD anahtarı oluşturun ve isim olarak NoChangeStartMenu yazın ve değerini 1 yapın.

SİSTEM BİP LERİ KAPANSIN
Arada çık bip seslerinden sıkıldıysanız Regedit den HKEY_CURRENT_USERControl PanelSound anahtarına ulaşın. Beep değerini no olarak değiştirin.

SHARED DOCUMENT İ KALDIRIN
Bilgisayarımdan Shared Documenti kaldırmak için Regedit den HKEY_LOCAL_MACHINESOFTWARE Microsoft Windows CurrentVersion Explorer MyComputer NameSpace Delegate Folders anahtarına ulaşın ve buradaki {59031a47-3f72-44a7-89c5-5595fe6b30ee} alt anahtarını kaldırın.

XP NİN FİREWALL ÖZELLİĞİNİ KAPATMAK
Bu özellik o kadar büyük bir koruma sağlamamakla internet bağlantısının hızınıda büyük oranda düşürür. Bunu kapatmak için: Start-Connect to-Show All Connection (Başlat-Bağlan- Bütün Bağlantıları Göster) bölümüne girin. Firewall koruması olan bağlantılar üzerinde bir kilit işareti görürsünüz. Bu bağlantıya sağ tıklayın ve Properties (özellikler) sekmesine girin. Daha sonra Advanced (Gelişmiş) sekmesine girin. Daha sonra Internet Connection Firewall aktif halden çıkarın.

WİNDOWS XP Yİ HIZLI KAPATMA
Regedit HKEY_CURRENT_USERControl PanelDesktop anahtarına gidin ve AutoEndTask DWORD değerini 1 yapın.

WİNDOWS DAHA DA HIZLANSIN
Windows XP de NTFS dosya sistemi her dosya ve klasör için son erişim ve son güncelleme bilgilerini tutar. Bu özellik kullanışlı olsa da normal bir kullanıcı için pek bir anlam ifade etmez. Bunu kapatmak için Regedit den HKEY_LOCAL_MACHINESYSTEM Current ControlSet ControlFile System anahtarına ulaşın ve NtfsDisableLastAccessupdate değerini bulun ve 1 yapın.

AÇIKLAMA YAPMASIN
Windows XP Mouse okuyla bir dosyanın yada klasörün üzerine gittiğinizi zaman o dosya/klasör bilgilerini verir. Bu özelliği kapatmak için HKEY_CURRENT_USERSoftware Microsoft Windows Current Version Explorer Advanced anahtarını bulun ve ShowInfoTip DWORD değerini bulup değerini 0 yapın.

BİLGİSAYAR OTOMATİK KAPANMIYOR
Windows XP den çıkarken bazen bilgisayarın otomatik kapanmadığı olur. Bu sorunu halletmek için Regedit den HKEY_CURRENT_USERControl PanelDesktop anahtarına ulaşın ve PowerOffActive DWORD değerini bulup değerini 1 olarak değiştirin.

AÇILIŞ SÜRESİNİ KISALTIN
NTFS dosya sistemli işletim sisteminizde NTFS Check e yapacağınız ufak ayarla bilgisayarınızın açılış süresini kısaltabilirisiniz. CHKNTFS komutu AUTOCHK başlangıç sayım zamanının kullanım komutudur. Normalde 9 saniye olan bu zamanı daha aşağıya çekmeniz mümkün. Bunun için komut satırına CHKNTFS/T (4 yerine herhangi bir sayıda olabilir) yazmanız yeterli olacak.Ve Bunun için regeditden HKLMSYSTEM CurrentControl SetControl Session ManagerMemory Management Prefetch Parameters anahtarına ulaşın ve buradaki EnablePrefetcher değerini 5 yapın.

BOOT DOSYALARI İLE AÇILIŞI HIZLandIRIN
Regedite girip HKEY_LOCAL_MACHINE SOFTWARE Microsoft Dfrg Boot Optimize Function anahtarına gidin, burada Enable adındaki string anahtarını bulun ve değerini Y yapın.

SİSTEMİN KLAVYE YARDIMIYLA YENİDEN BAŞLATILMASI
Genellikle yeni sistem kurulduğunda veya bazı boot gerektiren programlar kurulduğunda bilgisayarınızı yeniden başlatmanız gerekir. Buna bi klavye kısayolu atamak için Regedit den HKEY_LOCAL_MACHINESOFTWAREMicrosoftWindowsCur rentVersionWinlogon anahtarına ulaşın. Yeni bir Dize Değeri oluşturun ve isim olarak EnableQuickReboot yazın ve dize değerini açın değer olarak 1 verin. Bundan sonra bilgisayarınızı Ctrl+Shift+Alt+Del tuş kombinasyonu ile kapatabilirsiniz

BİR EXPLORER HATASINDA TÜM EXPLORER LARI KAYBETMEYİN
Bunu yapmak için herhangi bir Windows penceresinde üsteki menüden Araçlar-Klasör Seçenekleri-Görünüm sekmesi içinde Gelişmiş Ayarlar ‘da Klasör Pencerelerini Ayrı Bir Işlemde Başlat seçeneğini aktif hale getirin.

SİSTEMİNİZİ SUNUCUYA ÇEVİRİN
Bunu yaparak sisteminizin bir sunucu performansında ve bir sunucu olarak çalışmasını sağlayabilirsiniz. Fakat bunun için 512 MB ve üstü bellek tavsiye ediliyor. Bunu yapmak için Regedit den HKEY_LOCAL_MACHINESYSTEM CurrentControlSetContr olSession ManagerMemory Management anahtarına ulaşın ve LargeSystemCache DWORD değerinin değerini 1 yapın.

GEREKSİZ SERVİSLERDEN KURTULARAK PERFORMANSI ARTTIRIN
Bunu yapmak için Başlat-Çalıştır ‘a services.msc yazın. Daha sonra Burada işinize yarmayan servisleri kapatarak hızınızı arttırın. Servisleri yukarıdaki Durum çubuğu ile çalışma durumuna göre sıralayabiliriz. Servisleri kapatmak için ise çift tıklayıp Başlangıç Türünüde Devre Dışı Veya Elle olarak Seçebilirsiniz. Şimdi Bazı servislere ve görevlerine bakalım.

a-DHPC İstemcisi : Eğer Bilgisayarınız otomatik olarak IP almıyorsa, bunu kapatabilirsiniz.

b-DNS İstemcisi : Yerel ağınızda DNS sunucusu yoksa bu servisi kapatabilirsiniz.

c- Nvidia Driver Help Service : Nvidia ‘nın yardım Servisi eğer gerek duymuyorsanız ki pek gerekli bir şey değil hemen kapatın.

d- Internet Bağlantı Güvenlik Duvarı (ICS) : Eğer firewall kullanmıyorsanız ve Internet paylaşımı yapmıyorsanız bunu iptal edebilirsiniz.

e-Görev Zamanlayıcı : Görev zamanlayıcı kullanmıyorsanız kapatabilirsiniz.

f- Kablosuz Sıfır Yapılandırma: Kablosuz ağlarla herhangi bir ilginiz yoksa kapatın gitsin.

g-Taşınabilir Ortam Seri No : Bu servis portatif müzik çalarınızın seri numarasını alıyor. Sık kullanmıyorsanız durdurun. (Ne olduğunu bilmiyorsanız hemen durdurun)

h-Terminal Hizmetleri : Bilgisayarınıza uzaktan erişim yapan kimse yoksa ve sizde bunu kullanmıyorsanız kapatın.

j-Hata Bildirim Hizmeti : Bir çok kullanıcı gibi hoşunuza gitmiyorsa durdurun.

k-Otomatik Güncelleştirme : Windows un otomatik güncelleştirilmesini istemiyorsanız durdurun.

l-Messenger: Eğer bir Windows2000 domain e bağlı değilseniz durdurun.

NUMLOCK AÇILSIN
Her açılışta NumLockun açılması için HKEY_CURRENT_USERControl PanelKeyboard anahtarına ulaşın ve buradaki InitialKeyboardIndicators değerini 2 yapın. Eğer değer yoksa Yeni/Dize Değeri diyerek yeni bir dize değeri oluşturun.

SAĞ MENÜYE KLASÖRE KOPYALA , KLASÖRE TAŞI ÖĞELERİNİ EKLEMEK
Bunun için öncelikle HKEY_CLASSES_ROOTAllFilesystemObjectsshellexCon textMenuHandlers anahtarına ulaşın ve burada iki tane yeni anahtar oluşturup bunlara Copy To ve Move To adlarını verin. Ardından soldaki menülerde Varsayılan değerlere şunları girin. Move To için : {C2FBB631-2971-11D1-A18C-00C04FD75D13} Copy To için : {C2FBB630-2971-11D1-A18C-00C04FD75D13}

SİSTEMDEKİ GİZLİ PROGRAMLAR.
Sesli okuyucu system32 nin içinde : narrator.exe
Windows kısa kapan aç : logon.exe
Yazı karakteri oluşturucusu : eudcedit.exe
Gerçek bağlantı kurduğunuz yerin IP adresini bulun : nslookup.exe
Paylaşılan klasör oluşturmak için : shrpubw.exe
Windows şifreleme : syskey.exe (not şifreyi bir kez girerseniz bir daha devre dışı bırakamazsınız)

KISAYOL MENÜSÜ ÜZERİNDEN ŞİFRELEME
NTFS bölümleri, bilgilerin şifrelenmelerine imkan tanırlar. Ancak bunun için menüler arasında uzun bir gezinti yapmanız gerekebilir. Ancak bunun yerine dosya ve klasörlere ait nesne menüsüne yeni bir komut eklemek çok daha kolay olacaktır.
Bunun için HKEY_LOCAL_MACHINE SOFTWARE Microsoft Windows CurrentVersion Explorer Advanced anahtarını bulun. Burada yeni bir DWORD değeri oluşturup EncryptionContextMenu adını verin ardından değerini 1 yapın.

CD LERİ OTOMATİK AÇILMASI
Sürücüye yerleştirdiğiniz her CD-ROM, üzerinde kurulum programını otomatik olarak çalıştırır. Eğer CD üzerinde sadece bir kısım veriye ulaşmak istiyorsanız otomatik başlat fonksiyonu oldukça rahatsız edici bir hal alabilir.
Bu özelliği geçici olarak kapatmak için küçük bir hileye başvurabilirsiniz. CD-ROM u sürücüye yerleştirdikten sonra [SHIFT] tuşuna basılı tutun. Bu sayede otomatik başlat fonksiyonu bir defaya mahsus olmak üzere çalışmayacaktır. Eğer bu işlevi tamamen kapatmak istiyorsanız aşağıdaki işlemleri yerine getirmeliniz.
XP Home için: HKEY_LOCAL_MACHINESYSTEMCurrentControlSetServic esCdrom anahtarına ulaşın Autorun kaydının değerini 0 yapın.
XP Pro Için: Başlat/Çalıştır komutu ile ekrana gelen pencereyi kullanarak gpedit.msc konsolunu çalıştırın. Bilgisayar Yapılandırması başlığı altındaki Yönetim Şablonları / Sistem dizinine geçin. Ardından sağ taraftaki Otomatik çalıştır özelliğini devre dışı bırak öğesine çift tıklayın ve takip eden penceredeki Etkin seçeneğini işaretleyin.

XP PRO DA GELİŞMİŞ DOSYA PAYLAŞIMI
Dosyalar ve yazıcıların ağ paylaşımına açılmasının olumsuz bir tarafı mevcut: bu kaynaklara herkes ulaşabilir. Windows XP Professional sürümünü kullanıyorsanız okuma ve yazma hakları atayarak kaynakların kullanımını denetim altında tutabilirsiniz. Ancak bunun için bir ağ etki alanına bağlı olunması gerekiyor. Buna rağmen küçük bir hile yardımıyla herhangi bir firma ağına bağlı olmadan da erişim haklarını kontrol altında tutabilirsiniz.
Başlat menüsündeki Bilgisayarım komutunu kullanarak aynı isimli pencereyi açın. Ardından Araçlar menüsündeki Klasör Seçenekleri komutunu çalıştırın. Görünüm kartındaki Basit dosya paylaşımı kullan (Önerilen) seçeneğindeki işareti kaldırın.

WİNDOWS U ESKİ AYARLARIYLA YENİDEN KURUN
Bunun için XP CD sini sürücüye yerleştirin ve Başlat/Çalıştır ‘a şunu yazın. :i386winnt32.exe /unattend . bundan sonra kurulum işlemi başlaycaktır.

INTERNET EXPLORER İN YENİDEN KURULUMU
Web sayfaları artık doğru görüntülenmiyor ve yüklemeler aniden kesiliyorsa, artık IE yi yeniden kurmanın zamanı gelmiştir. Bunun için XP CD sini sürücüye yerleştirin ve Başlat/Çalıştır a şunu yazın.
rundll32.exe.setupapi,InstallHinfSection.DefaultIn stall.132.%windir%infie.inf

WİNDOWS XP ALTINDA GOOGLE
HKEY_CURRENT_USER Software Microsoft Internet Explorer Main anahtarında iki yeni dize değeri oluşturun (eğer varsa değer değişilecek). İlkine Search Page adını verin ve değer olarak color=#810081http://www.google.com.tr/ girin. İkincisine ise Search Bar ismini verin ve değer olarak color=#0000ffhttp://www.google.com/ie girin. Ardından HKEY_CURRENT_USER Software Microsoft Internet Explorer Search Url anahtarına ulaşın ve Varsayılan değerini color=#0000ffhttp://www.google.com/keyword/%s şeklinde girin. Bunu da yaptıktan sonra HKEY_LOCAL_MACHINESOFTWAREMicrosoftInternet ExplorerSearch anahtarına ulaşın. Burada bulunan SearchAssistant değerini açıp color=#0000ffhttp://www.google.com/ie olarak değiştirin.

XP HOME ALTINDA KULLANICI PAYLAŞIMLARI
Windows XP işletim sisteminin ev kullanımına özel versiyonunu kullananlar dosyalarını paylaşıma açabiliyor ancak bunları parola ile koruyamıyor veya kişiye özel atamalar yapamıyor. Ancak küçük bir hile ile bu durumu değiştirebiliriz. Başlat/Çalıştır ‘ a shrpubw yazın. Karşınıza gelen programla paylaşım hakları üzerinde değişiklik yapabilirsiniz.

GÜNCEL KULLANICININ MASAÜSTÜNDE GÖRÜNTÜLENMESİ
XP sistemindeki kullanıcı sayısı ne kadar artarsa o anda hangi kullanıcının sisteme kayırlı olduğunu tespit etmek o kadar zorlaşır. Ancak bir Kayıt Defteri öğesi yardımıyla o an kullanılan hesabın ismini Bilgisayarım simgesi altında görüntülenmesini sağlayabilirsiniz. Bunun için HKEY_CURRENT_USER Software Microsoft Windows CurrentVersion ExplorerCLSID{20D04FE0-3AEA-1069-A2D8-08002B30309D} anahtarı altında yeni bir dize değeri oluşturun ve Bilgisayarım %USERNAME% olarak isim verin. Ancak bu kayıt sadece etkin kullanıcı içindir aynı işlemi diğer kullanıcılar altında da tekrarlamak gerekir.

REZERVE BANT GENİŞLİĞİNİN SERBEST BIRAKILMASI
Windows XP, ağ aktarım hızının standart olarak yüzde onunu özel işlemler için rezerve eder. Söz konusu sınırlandırmayı kaldırmak için Başlat/Çalıştır ‘a gpedit.msc yazın. Karşınıza gelen ekranda Bilgisayar Yapılandırması altında bulunan Yönetim Şablonları / Ağ / QoS Paket Zamanlayıcı dizinini etkinleştirin. Buradaki Ayrılabilir bant genişliğini sınırla kaydına çift tıklayın ve ayarını Devre Dışı olarak değiştirin.

OTOMATİK KULLANICI KAYDI
Eğer bilgisayarınızda birden fazla kullanıcı hesabına sahipseniz, ancak çoğunlukla sadece bir tanesini kullanıyorsanız otomatik kayıt fonksiyonundan faydalanmanız tavsiye edilir. Bu fonksiyonu aşağıdaki gibi etkinleştirebilirsiniz.
Bunun için HKEY_LOCAL_MACHINESOFTWARE Microsoft Windows NT CurrentVersion Winlogon kaydına ulaşın ve buradaki AltDefaultUserName kaydına etkin olmasını istediğiniz hesabın adını girin. Daha sona AutoAdminLogon adında bir dize değeri oluşturun ve değerini 1 yapın. Daha sonra DefaultPassword adında bir dize değeri oluşturun ve buna da kullandığınız hesabın şifresini girin. Windows bir sonraki açılışında otomatik olarak yazılan kullanıcıyı açacaktır. Şayet açılış sırasında farklı kullanıcı ile açılış yapmak isterseniz Space tuşuna basmanız yeterli.

İSRAİLLLL

Önce 23 yaşındaki Filistinli Moh’d Saleh’i tutukluyorlar, Şu anda bunda yanlış bir şey yok gibi

israil1.jpg

2.Daha sonra Moh’d'un üzerinde bomba olma ihtimaline karşı onu hareket edemeyeceği şekilde yere yatırıyorlar. Hala anormal bir şey yok mu?

israil2.jpg

3- Onu hala yerde tutuyorlar ve ikinci bir Filistinliyi sorguluyorlar. Onu tamamen kontrol aldıkları ve duruma hakim oldukları görünüyor.

israil4.jpg

4- ( Bu yeterli değil mi? Şimdi üzerinde bomba olmadığına emin olmak (!) için elbiselerini çıkarıyorlar. Yerde neredeyse tamamen çıplak olduğundan tamamen silahsız ve tepkisiz, üzerinde bomba olduğuna dair hiç bir işaret yok. Peki İsrail gibi(!!!) insan haklarına saygılı, demokratik (!) bir ülke ne yapar ??? Onu tutuklar mı? )

israil5.jpg

(Sizler rahat evlerinizde oturuyorken bu katliamlar Filistin’de günlük hayatın bir parçası olmaya başladı. Şimdi en azından bu dosyayı herkese gönderin, özellikle Batılı tanıdıklarınız varsa onlardan başlayın ki onlar da Filistin’de neler olduğu hakkında fikir sahibi olabilsinler….)
BÜTÜN DÜNYA ASLINDA BU KATLİAMLARI BİLİYOR FAKAT KİMSE NEDEN SES ÇIKARMIYOR. DÜNYA DA BİR KÜRESELLEŞME, BİR SÖMÜRGECİLİK ADINA EMPERYALİST ÜLKELER BORULARINI ÖTTÜRÜYORLAR.

cola.jpg

VE COCA COLA FİRMASININ REKLAM RESMİ

COCA COLA’NIN DEĞİŞİK YAHUDİ BÖLGELERİNDEKİ REKLAMI:….
Üstteki yazının tercümesi: (Were moving to a new location !!! = Artik yeni yerimize tasiniyoruz !!!)
Alttaki yazının tercümesi:’COCA COLA İÇ, ISRAEL’E DESTEK OL !!!!!”’
Biliyormuydunuz ?
Firma karının % 50 sini İsrail Ordusuna aktarıldığını…
Dünyada en çok coca cola sevenlerin müslümanlar olduğunu
Belçika da Sağlık Bakanı Luc Van Den Bossche’nin Coca-cola ‘nın
şişe veya kutulardaki tüm ürünlerinin piyasadan çekilmesini emrettiğini…
Ve Bakanlığın, Coca-Cola ürünlerini içen kişilerde ciddi zehirlenmeler görüldüğünü belirterek, Coca-Cola’ nın
içinde kandaki alyuvarların erimesine neden ve kansızlığa yol açan ‘hemolyse’ maddesinin bulunduğunu açıkladığını…
YİNE AYNI NEDENLERDEN DOLAYI HİNDİSTANDA TAAMEN ,LETONYADA İSE OKULLARDA VE ÇOCUKLARA SATILMASININ YASAKLANDIĞINI…

DUA??????

DUANIN EHEMMİYETİ VE ÇEŞİTLERİ

 

 

………..Hem insan, nihayetsiz acziyle nihayetsiz beliyyâta maruz ve hadsiz âdânın hücumuna müptelâ; ve nihayetsiz fakrıyla beraber nihayetsiz hâcâta giriftar ve nihayetsiz metâlibe muhtaç olduğundan, vazife-i asliye-i fıtriyesi, imandan sonra, duadır. Dua ise, esas-ı ubûdiyettir.

Nasıl bir çocuk, eli yetişmediği bir meramını, bir arzusunu elde etmek için ya ağlar, ya ister.

Yani, ya fiilî, ya kavlî lisan-ı acziyle bir dua eder, maksuduna muvaffak olur.

Öyle de, insan, bütün zîhayat âlemi içinde nazik, nazenin, nazdar bir çocuk hükmündedir. Rahmânü’r-Rahîmin dergâhında, ya zaaf ve acziyle ağlamak veya fakr ve ihtiyacıyla dua etmek gerektir. Tâ ki, makàsıdı ona musahhar olsun veya teshirin şükrünü eda etsin.

 Yoksa, bir sinekten vâveylâ eden ahmak ve haylaz bir çocuk gibi, “Ben kuvvetimle, bu kabil-i teshir olmayan ve bin derece ondan kuvvetli olan acip şeyleri teshir ediyorum ve fikir ve tedbirimle kendime itaat ettiriyorum” deyip küfran-ı nimete sapmak, insaniyetin fıtrat-ı asliyesine zıt olduğu gibi, şiddetli bir azâba kendini müstehak eder.

BEŞİNCİ NOKTA

İman, duayı bir vesile-i kat’iye olarak iktiza ettiği ve fıtrat-ı insaniye onu şiddetle istediği gibi, Cenâb-ı Hak dahi, “Duanız olmazsa ne ehemmiyetiniz var?” meâlinde,
قُلْ مَا يَعْبَؤُا بِكُمْ رَبِّى لَوْلاَ دُعَاۤؤُكُمْ  ferman ediyor.

Hem اُدْعُونِىۤ اَسْتَجِبْ لَكُم  ْ emrediyor.
Eğer desen: Birçok defa dua ediyoruz, kabul olmuyor. Halbuki âyet umumîdir; ‘Her duaya cevap var’ ifade ediyor.”

Elcevap: Cevap vermek ayrıdır, kabul etmek ayrıdır. Her dua için cevap vermek var. Fakat kabul etmek, hem ayn-ı matlubu vermek, Cenâb-ı Hakkın hikmetine tâbidir.

Meselâ, hasta bir çocuk çağırır: “Ya hekim, bana bak.”

Hekim “Lebbeyk,” der. “Ne istersin?” Cevap verir.

Çocuk “Şu ilâcı ver bana” der.

Hekim ise, ya aynen istediğini verir, yahut onun maslahatına binaen ondan daha iyisini verir, yahut hastalığına zarar olduğunu bilir, hiç vermez.

İşte, Cenâb-ı Hak, Hakîm-i Mutlak, hazır, nazır olduğu için, abdin duasına cevap verir.

   Vahşet ve kimsesizlik dehşetini, huzuruyla ve cevabıyla ünsiyete çevirir. Fakat insanın hevâperestâne ve heveskârâne tahakkümüyle değil, belki hikmet-i Rabbâniyenin iktizasıyla,

 ya matlubunu veya daha evlâsını verir veya hiç vermez.

23. SÖZ BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ

 

Değerli Kardeşimiz;

Cenab-ı Hak musibetleri ve belaları vermesinin bir sebebi de, insanların Allah’a yönelmeleri ve ona el açmaları içindir. fakat allah’a dua etmek iki şekilde olmaktadır.

1- Fiili dua etmek: istenilen işin yapılması ve meydana gelmesi için, Adetullah denilen ilahi kanunlara riayet etmek.

 (TARLADAN MAHSUL ALMAK İÇİN ÇİFT SÜRMEK TOHUM EKMEK VE BİÇMEK GİBİ)

2- Kavli ve kalbi dua etmek: istenilen şeyi elde etmek için Allah’a el açmak.

 (FİİLİ DUAYI YAPTIKTAN SONRA ETTİĞİN DUANIN KARŞILIĞINI İSTEMEK KAVLİ DUA)

 ALINTIDIR……….www.sorularlarisaleinur.com

seyyahayati

HELİKOPTER YUMURTASI

HELİKOPTER YUMURTASI

    Van ili Bahcesaray ilçesi altı ay yaz altı ay kış yaşar.Yine bir kış yolların kapalı olduğu bir gün askeriyenin helikopterleri köylere yardım paketleri atarlar kocaman bir koli köyün ortasına düşer ve dağılır.düşenleri köylüler ellerine alır birbirlerine sorarlar.
 -ula bu nedur.
kimse bilemez.yaşlı bir köylü
-ula bunu bilse bilse Maho ağa bilir der ve Maho ağa nın evine giderler.
-Maho ağa bu nedir.
Maho ağa yuvarlak sarı olan şeyi evirir çevirir ve cevap verir
-Vallah olsa olsa bu helikopter
yumurtasıdır der.(Oysa elindeki
portakal dır.)

ayna ayna söyle bana ben kimim

KARS..

> >Tarihte ilk kez Kars’a ayna gitmiş.Adamın biri aynayı görüp eline almış.Daha önce hiç kendini görmediği için ölen kardeşine benzetmiş karşısındakini.

> >Adam:

> >- Ey gidi gardaşımm. Seni bi daha görmek nasipte varmış.Aynayı eve götürüp sarılıp uyumuş kardeşine:).

> >Karısı bakmış adam bişeye sarılıp uyuyor,aynaya bakmış bir kadın allah belanızı vireee. Bu karıda kim. Bi bokada benzese diyerek feryat figan evden çıkar kadı efendiye gider.

> >Kadın:

> >-Kadı efendi adam beni bu çirkin karıyla aldattı.

> >Kadı aynaya bakar ve şöyle der:

> >-Yav bu karıdan çok kavata benziir.:)))

YOKUM

BEN YOKUM

SEN HİÇ KONUŞAMAZ OLDUN MU ?

GÖRMEZ KOKLAMAZ

BİLMEZ DUYMAZ OLDUN MU?

NEFES ALAMADAN YAŞADIN MI?

ULAŞAMADIĞIN OLDU MU

VE BAŞININ ÜSTÜNDE İKEN TUTAMADIĞIN,

AMA SÜREKLİ ALTINDA EZİLDİĞİN OLDU MU?

SENİN ÖNÜN HİÇ TİKENLİ TELLER İLE KAPANDIMI?

ELLERİNİ GÖĞE KALDIRIP DA

BOYUN BÜKMÜŞ ÇİÇEKLER GİBİ

DUA DAHİ EDEMEDİĞİN OLDU MU?

EVET ! SEN HİÇ YOK OLDUN MU?

SEN HİÇ ÇARESİZ KALDIN MI BENİM GİBİ?

KALMADI TÂKAT

NE ELİMİ KALDIRMAYA,

NE AÇMAYA

NE DE GÖZ YAŞI DÖKMEYE.

ARTIK NE KONUŞABİLİYORUM

NE NEFES NE CAN VE CANAN

ARTIK YOKUM

OLMAK İSTEDİĞİM YER

DİKENLİ TEL

GEÇEMEDİM

BEN YOKUMMMMMM

seyyahayati

YEŞİL ELBİSE

Yeşil Elbise

Yolda karşılastığımızda ezan okunuyordu.

-”Gel seni camiye götureyim” dedim. “Bugün cuma biliyorsun”

-”Sende benim camiye gitmedigimi biliyorsun” dedi.

-”Biliyorum ama sebebini gerçekten merak ediyorum”

-”Ne bileyim, olmuyor işte. Hem pantolonumun ütüsü bozulup, dizleri cıkar diye endişe ediyorum” dedi.


Gayri ihtiyari gülmeye başladım.

-”Herhalde şaka yapıyorsun. Bunun icin cami terk edilir mi?

-”Ciddi söylüyorum. Giyimime ve özellikle yeşile düşkün olduğumu bilirsin.” dedi.

Gerçekten de öyleydi. Giydiği birbirinden güzel elbiseleri; mutlaka yeşilin bir başka tonundan seçer ve her zaman ütülü tutardı.

-”Peki” dedim. “Hayatında hiç camiye gitmedin mi?”

-”Çocukken dedemle birkaç kere gitmiştim. Hem o yaşlarda dizlerimin aşınacak diye herhalde endişe etmiyordum. Fakat artık camiye gidebileceğimi zannetmiyorum.”

Söyledikleri beni son derece şaşırtmış ve bu konuyu açtığıma pişman etmisti. Daha sonra tokalaşıp ayrıldık. Onunla konuşmamızdan iki ay sonra; kendisinin camide olduğunu söylediler.Hemen gittim. Bahcedeki namaz saflarının en önünde duruyordu ve yine yeşiller vardı üzerinde .

Yavasca yanına yaklaştım ve Kısık bir sesle:

“Hani camiye gelmiyecektin ?” dedim

Hiç sesini çıkartmadı. Çünkü musalla taşının üzerinde, yeşil örtülü bir tabut içinde yatıyordu…

ANNE KALBİ

ANNE KALBİ

bir delikanlı,katı yürekli bir kızı sevmiş ve onunla evlenmek istemişti.ancak kız ,korkunç bir şart öne sürerek;

–senin sevgini ölçmek istiyorum,dedi.bunun için de köpeğime yedirmek üzere annenin kalbini getireceksin,demiş.

delikanlı, tüyler ürperten bu teklif karşısında ne yapacağını şaşırmış ve uzun bir tereddütten sonra hislerine mağlup olup annesini öldürmeye karar vermiş.annesi,belki de durumu farkettiği

için oğluna fazla direnemedi ve çocuk onu öldürerek kalbini bir mendile koymuş.

delikanlı genç,kızın isteğini yerine getirmiş olmanın heyecanıyla yolda koşarken,ayağı bir taşa takılır.

kendisi bir tarafa,mendil içindeki kalp bir tarafa fırladı.

canının acısından,ağzından ister istemez”

AH ANACIĞIM!!!!”

sözleri döküldüğünde,annesinin tozlara bulanan ve hala soğumamış olan kalbinden bir ses yükseldi:

CANIM YAVRUM… Bİ YERİN ACIDI MI ?

Haydi oglum, uyan artik

OKUL

Sabah anne, oglunun odasina girdi ve onu uyandirdi.

“Haydi oglum, uyan artik… Okula geç kalacaksin…”

Oglu, yari açik gözlerle annesine bakti ve uykulu bir sesle :

“Fakat anne, bugün okula gitmek istemiyorum” dedi.

Anne, oglunun istegine karsi çikti.

“Okula neden gitmek istemiyormussun bakayim?” dedi.

“Iki ciddi neden söyle bana…

Oglu bir yandan esnerken, bir yandan da annesini yanitladi : “Okuldaki tüm ögretmenler benden nefret ediyorlar, bir…

Tüm ögrenciler de benden nefret ediyorlar, iki…

Bu iki ciddi nedenim yeter mi, anne?”

Annesi oglunun nedenlerini geçerli bulmadi :

“Bunlar okula gitmemen için neden olamaz” dedi.

“Simdi hemen kalk ve çabuk hazirlan…”

Bu kez oglu iki ciddi neden göstermesini istedi annesinden :

“Sen de bana, okula kesinlikle gitmemi gerektirecek iki ciddi neden gösterebilir misin, anne ? ” dedi.

Sabri tükenme noktasina gelen anne, oglunun üstündeki Yorgani hizla çekti ve oglunun istedigi iki ciddi nedeni açikladi :

” Birinci ciddi neden, 52 yasinda koskoca adamsin….. Ikinci ciddi neden ise , sen okulun dekanisin…”

Nayman Ana, oğlu Kolaman (Colaman= yol aydınlığı) kaçırıldıktan sonra yıllarca ondan hiçbir haber alamamıştır. Öldü mü, kaldı mı, mankurt mu yapıldı, bilmemektedir. Derken bir gün Naymanlar bölgesine gelen tüccarlar, Juan-Juanlar’ın su kuyuları yanından geçerken, deve sürüleri güden genç bir çobanla karşılaştıklarından bahsederler. Çobanın hiçbir şey hatırlamadığını, sorulan sorulara ‘evet’ ya da ‘hayır’ gibi kısa cevaplar verdiğini v.s. anlatırlar. Tüccarlar, onunla biraz da alay etmişlerdir.

Nayman Ana, anlatılanları sessizce dinlemiş, fakat hiç oralı olmamış, sanki bir şey duymamış gibi davranmıştır. Fakat birden içine bir kor düşmüştür; sanki bu anlatılanın, oğlu Kolaman olduğuna dair birden bir aydınlık belirmiştir içinde. Tabi aydınlıkla beraber de bir korku…

Uzun lafın kısası, Nayman Ana, gördüğü böyle bir ışık karşısında daha fazla duramaz, derhal hazırlıklara koyulur, hiç kimseye sezdirmeden devesine biner ve sabahın erken saatinde, çobanların bahsettiği, Juan-Juanlar’ın su kuyularına doğru yola koyulur. Kilometrelerce gider Sarı-Özek bozkırında ve bin bir türlü korkunun sarmalında nihayet oğlunu bulur. Evet, Nayman Ana, deve sürüsünün başında, oğlu Kolaman’ı, başındaki deri şapkasıyla yapayalnız bulur. Her şeye rağmen oğlunu tanımakta zorlanmaz.

Kolaman, gözlerine kadar indirdiği şapkasının altından durgun gözlerle anasına bakmaktadır. Sanki o ıssız çölde yanına bir insanın gelmiş olması onu hiç ama hiç ilgilendirmemektedir. Hiçbir heyecan, depreşme, ne bileyim, o geleni bilme tanıma arzusu görülmemektedir. Kolaman’a, oğluna yaklaşan Nayman Ana, evet gerçeği artık iyice idrak etmiştir: Hıçkırıklar arasında varır sarılır oğlunun boynuna. “Oğlum, oğlum Kolaman! Benim, bak ben geldim, ben annen, Nayman Ana! Sen benim oğlumsun!” derse de, bu sözler Kolaman için hiçbir anlam ifade etmemektedir. Nayman Ana tekrar tekrar dener, kendini oğluna tanıtabilmeyi, ondan bir kelimelik olsun cevap alabilmeyi; adının Kolaman olduğunu hatırlamasını, kendi memleketini, babasını, anasını hatırlasın ister ama heyhât… Kolaman boş ve anlamsız gözlerle bakmaktadır. Karşısındaki kadının niçin ağladığını, neden burada, bu ıssız çölde, karşısında bulunduğunu, ondan ne istediğini hiç mi hiç düşünemiyor, hiçbir şey hissetmiyor.

Anası bir girişim daha yapar ve bu sefer Kolaman, adının ‘Mankurt’ olduğunu söyler. Anası çırpınmakta, hüngür hüngür ağlamakta, bir taraftan da bu zulmü yapanların akıllarına nasıl olup da böyle işkence yöntemlerini getirdiği için Tanrı’ya sitem etmektedir…

Nayman Ana Sarı-Özek’te söylenen bir ağıdı hatırlar:

“Ben, öldürülen, derisine saman doldurulan yavru devenin anasıyım. Buraya, saman dolu yavrumun tulumunu koklamaya, yavrumun kokusunu almaya geldim.”

Nayman Ana tekrar tekrar oğluna bir mankurt olmadığını, kendisinin bir Nayman, asıl adının Colaman olduğunu söylerse de sonuç alamaz. O anda uzaktan gelen bir Juan-Juan’ı fark eder ve kaçar. Juan-Juan da onu fark etmiştir, fakat Nayman Ana gizlenir ve Juan-Juan’ın eline geçmekten kurtulur. Nayman Ana geceyi orada geçirir. Sabahleyin etrafı kolaçan ederek yeniden sokulur, “içine saman doldurulan yavrusunun tulumunun” yanına… Kararı, ne pahasına olursa olsun oğlunu alıp buralardan götürmek, onu kaçırmaktır. Bu sefer yine Juan-Juanlar gelmektedirler, o yine kaçar. Juan-Juanlar kadının kim olduğunu öğrenmek için Kolaman’ı iyice sorguya çekerler. Tabi ki meseleyi anlamışlardır ve Kolaman’a emir verir, o kadın yine gelirse, onu öldürmesini sıkı sıkıya tembih ederler.

Kolaman’ın efendileri gittikten sonra son bir umutla yanına gelen annesi bir an oğlunu göremez. Göremez çünkü o anda Kolaman bir devenin arkasına sinmiş, elindeki oku annesine nişan almakla meşguldür. Annesi oğlunu fark ettiğinde ok yaydan çıkmıştır ve öldürücü darbeyle Nayman Ana devesinden yere yığılır. Düşerken son sözleri, “adını hatırla, adını hatırla!” olmuştur.

Kolaman, yani Mankurt, öz anasını düşman evinde, düşmanın sürüsünün başında ve düşmanın talimatına bağlı kalarak öldürmüştür. Nayman Ana’nın düşüp öldüğü bu yere ‘Ana-Beyit mezarlığı’ denmiştir. Yani ‘Ananın yattığı yer’…

MANKURT

Efsaneye göre, Kazakistan’ın uçsuz-bucaksız Sarı-Özek bozkırının yerlisi olan Kazaklar, eski tarihlerde, onların su kuyularına ve otlaklarına göz diken Juan-Juanlar’ın zaman zaman baskınlarına maruz kalmaktadırlar. Baskınlarda bazen Kazaklar, bazen de Juan-Juanlar gâlip gelmektedir. Juan-Juanlar savaşı kazandıklarında, alıp götürdükleri esirlerin bazılarını başka kabilelere satmaktadırlar ki bunlar oldukça şanslı sayılırlar. Çünkü hiç olmazsa, köle olarak da olsa, sağ kalmaktadırlar. Güçlü kuvvetli esirleri ise satmamakta, akıl almaz işkencelerle, hafızalarını kaybettirerek, adeta delirtmekte ve onları, kendilerinin sâdık köleleri olarak en önemli işlerde çalıştırmaktadırlar.

Juan-Juanlar’ın işkencesini dinlemek bile acı vericidir: Önce esirin başını, bir tane bile saç bırakmamacasına tamamen tıraş etmektedirler. Hemen o anda bir deve kesmekte, devenin derisinin en kalın yeri olan boynundan parçalar keserek, kanlı kanlı, esirin tıraşlı başına sımsıkı sarmaktadırlar. -Aytmatov bu deri başlığı, bugün yüzme sporunda kafaya takılan kauçuk başlığa benzetmektedir.

Bu işkenceye maruz kalan esir bazen acılar içinde kıvranarak ölmektedir (ki onlar da şanslı sayılmalıdır!), ölmeyenlerin boynuna, kafasını yerlere sürtmesin diye bir boyunduruk takılmaktadır. Bu haliyle esiri götürüp, çığlıklarının da duyulmayacağı ıssız bir yere, elleri kolları bağlı, aç ve susuz, kızgın güneşin altında günlerce bırakmaktadırlar. Tabi güneşte kavrulan deri kurudukça, kafayı bir mengene gibi sıkmakta, işkence dayanılmaz hale gelmektedir. Fakat işkenceyi asıl dayanılmaz yapan sadece bu değildir. Kafadaki saçlar bir taraftan uzamaya çalışmaktadır. Fakat dışarıya doğru büyüyemediği için, kafa derisinin içine doğru büyümeye çalışmaktadır. Sonunda esir, aklını yitirmekte, hafızası iyice sıfırlanmaktadır. Adeta, içine saman doldurulmuş bir post (korkuluk) haline gelmektedir.

İşkencenin beşinci günü Juan-Juanlar gelip sağ kalan esirleri almakta, boynundaki engeli çıkartmakta, kendisine yiyecek içecek vermektedirler. Böylece köle, beden gücünü yeniden toplayıp kendine gelmektedir. Fakat bundan böyle o normal bir insan değildir, o artık bir mankurttur!

Böyle bir mankurt köle pazarlarında, güçlü-kuvvetli 10 esirin fiyatına satılabilmektedir. Eğer aralarındaki bir savaşta bir mankurt öldürülürse, Juan-Juanlar karşılık olarak, hür bir insanın bedelinin üç katını almaktadırlar.

Bir mankurtu, ailesinden birileri gerek kaçırmak, gerekse fidye vermek suretiyle v.b. geri almak istemezmiş. Çünkü o artık aileden biri değildir, bilakis zararlı biri olmuştur.

Hafızası iyice boşaltılan mankurt, babasını, soyunu-sopunu, çocukluğunu v.s. asla hatırlamamakta, hatta insan olduğunu bile bilmemektedir. Yani ağzı var, dili yok. Efendisine mutlak surette itaat eden, gayet evcil bir hayvana benzemektedir. Kaçmayı bilmediği için böyle bir riski de yoktur mankurtun… Sadece karnının acıktığını hissetmekte o kadar… Efendisinin emir ve komutlarına bir köpek sadakatiyle bağlıdır. Mankurtlaşan köleler, en kötü ve en zor işleri gık demeden yapmaktadırlar. Sarı-Özek’in uçsuz bucaksız çöllerinde kavurucu sıcak altında deve sürüleri otlatmak ancak onların yapacağı iştir. Ölmeyecek kadar yiyecek, donmayacak kadar giysi vermek yeterlidir onlar için.

İşte Juan-Juanlar tutsak insanlara bu en ağır işken-ceyi, hafızasını yitirme, anılarını elinden alma, kim-liğini unutturma işkencesini tatbik etmektedirler. Nayman Ana hikayesi, oğlu Colaman böyle bir mankurtlaşmaya maruz kalan bir ananın dramıdır.(3)

LÜTFEN BU LİNKLERİ YENİ PENCEREDE AÇIN Kİ KALDIĞINIZ YERDEN EVAM EDİN…

NAYMAN ANA EFSANESİ

Şimdi, Nayman Ana efsanesinden hareketle günümüzdeki mankurtlaşma hadiseleri üzerine yorum yapmaya geçmeden önce, diğer iki hikayeyi de kısaca anlatıp, her üçünü birden değerlendirmeye tabi tutmak istiyorum.

LÜTFEN BU LİNKLERİ YENİ PENCEREDE AÇIN Kİ KALDIĞINIZ YERDEN EVAM EDİN…
KANARALAŞMAK

KOZKAMANLAŞMAK

NAYMAN ANA’DAN GÜNÜMÜZE MANKURTLAŞMA

Herkesin bir mankurtu var

Mankurt efsanesi o kadar etkileyici ki, hemen herkes kendi toplumunun başına gelenlerle ilgili bir mankurtlaşma dersi çıkartmaktadır. Mesela Yahu-diler, kendi içlerinde mankurtlaşan bir sınıftan bahsetmekte, Türkiye Alevileri de bazı Alevilerin mankurtlaşması hadisesini, “celladına aşık aleviler” olarak değerlendirmektedirler. (8)- Kafkas Türkleri, yaşadıkları trajediyi bir mankurtlaşma olarak görmektedirler. (9) Kemalistler de, Kemalist eğitim ve kültür anlayışından uzaklaştırılma yönünde bir çaba olduğu gerekçesiyle, bir mankurtlaştırma politikasıyla karşı karşıya olduklarından yakınmakta-dırlar. (10)

Şüphesiz herkes kendi mantığı içinde tutarlıdır ve kendine göre doğrudur. Biz de bu yazıda, bir Müslüman gözüyle, kendilerini İslam’a nispet eden toplumlar nezdindeki mankurtlaşmadan bahsetmeyi düşünüyoruz. Bir başka deyişle, acaba mankurtlaşma bizim için ne ifade etmektedir?

LÜTFEN BU LİNKLERİ YENİ PENCEREDE AÇIN Kİ KALDIĞINIZ YERDEN EVAM EDİN…

MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR İÇİNDE MANKURTLAŞMA

SONUÇ

Nayman Ana’nın, dokuz ay rahminde yatmış öz oğlu tarafından öldürülmesi veya kanaralaşmış köpeklerin kendi sürülerini yemesi elbette, ‘ayık’ insanları karamsarlığa düşürmemelidir. Elbette Dünya hep mankurtlaşmaya doğru gitmeye mahkum değildir. Kur’an gibi ilahî bir yol gösteren hazîneye sahip olan Müslümanlar Nayman Ana gibi çaresiz ve yalnız değildirler. ‘Müslüman’ demek, aslında Kur’an’la çok güçlü bir kişi demektir.

Kendisinin de mensup olduğunu iddia ettiği toplumuna hep ihanet eden, adeta bekçiliğini yapmakla görevli olduğu sürüye saldıran köpeğe benzeyen hain Köz-Kamanlar, Müslüman cemaati için, panik yaratacak kadar ciddi bir tehlike değildirler. Sürü sahibi bilge köylü, oğullarından, kanaralaşmış köpeklerin tamamını telef etmeyi istemişti. Müslümanlar ise, bu ‘telef etme’yi, onlara saldırmak değil, onların bâtıl fikirlerini telef etmek, Hakk’ı ikame ederek bâtılı zail etmek suretiyle onları etkisiz hale getirmek olarak anlamak durumundadırlar. Hik-metle ve güzel öğütle insanları Allah’ın dinine çağırmak, bütün ihanet şebekelerine verilecek en iyi cevaptır. Onların bâtıl fikirlerinin hiç birine, zerresine bile değer vermemek suretiyle, onlarla uzlaşmayı, hoş görmeyi ve onlarla dost olmayı kesin bir dille reddederek onlara layık oldukları muameleyi yapmak, Köz-Kamanlaşmanın ve kanaralaşmanın panzehiridir. Evet, kanaralaşmanın, Köz-Kaman-laşmanın ve mankurtlaşmanın yegane çaresi İslam’dır. İslam’la mankurtlaşma, Köz-Kamanlaşma ya da kanaralaşma birbirine tamamen zıt şeylerdir. Dolayısıyla İslam’a dönüş zaten mankurtlaşmaktan kesinkes kurtuluş demektir. İşte müslümanların yapması gereken budur; Kur’an’a dönüş ve İslamlaşmak… Kanaralaşmanın en küçük virüsü bile nasıl yeniden nüksetmekte ise, İslam dışı ve İslam karşıtı bütün …izmler de en küçük bir söylemiyle İslamî düşünüşü ifsad edebilir. Kur’an’ın kayıtsız şartsız bir hayat nizamı olduğuna ilişkin en küçük bir kayd-ı ihtirazî bile, bir müslümanın bütün fikriyatını kuşatabilecek tehlikeli bir hastalıktır. Dolayısıyla Müslümanlar olarak sürekli ama sürekli Kur’an’la kafamızı, kalbimizi, beynimizi, kulağımızı, gözümüzü temizlemeliyiz. Kendimizi Kur’an’a teslim etmeliyiz ki Kur’an da kendisini bize açsın ve Rabbimiz bizi bütün ihanetlerden, mankafalık-lardan korusun.
Unutmamalı ki, mankurtlar, Köz-Kamanlar ve kanaralar tıpkı bir asalak gibi, başkalarının sırtında ve gölgesinde yaşamaya alışmış, üretemeyen, iki ayağı üzerine dikilemeyen sürüngen canlılardır. Müslüman demek ise, iki ayakları üstünde dik durabilen, kazanmak için alın teri döken, kişiliğini koruyabilen, Allah’ın düşmanlarını dost edinmeyen, zalime alkış tutmayan, bükemediği bileği öpmek gibi zillete düşmeyen izzetli, şerefli kimselerdir.

Kabul etmeli ki, Nayman Ana’nın, mankurt oğlunu kurtarma yolunda ölmesi, “bir hiç uğruna” değildir.

MÜSLÜMAN MANKURT…

MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR İÇİNDE MANKURTLAŞMA

Mankurtlaşma, Köz-Kamanlaşma ve kanaralaşma… Bu üç kavram birbirinden farklı hikayelere dayansa da, hüzün verici boyutları bir yana dursun, oldukça düşündürücü, ibret verici ve öğretici içeriğe sahiptirler. Aslında bu üç kavram veya hikaye birbiriyle çelişmemekte, birbirinin mesajını nakzetme-
mekte, tam tersine birbirini tamamlamakta ve bü-tünleşmektedir. Toplum içinde menfi roller üstlenen insanların tamamı Köz-Kaman bilinciyle hareket etmediği gibi, mankurtlaşma da azımsanmayacak kadar ileri boyuttadır. Kanaralaşmak ise, içinden geldiği bir ana yapıya yapılan ihaneti resmetmekte çok başarılı bir temsildir. Dolayısıyla bu üç hikayeyi harmanlayarak, içimizdeki yabancılaşmaya dikkat çekmek gerekmektedir.

Nayman Ana efsanesi, adı üstünde bir efsanedir, gerçekliğini tartışmanın bir anlamı yoktur. Fakat şu bilinmelidir ki bu tür hikayeler yerine göre, bazı yaşanmış gerçekleri, çok daha güzel özetlemektedir. Bu yaşanan trajedilerin kuşaktan kuşağa sağlam bir şekilde aktarılabilmesi için önemli bir köprü vazifesi görmektedirler.

Öncelikle şunu kabul etmek zorundayız: Mankurt-laşma tarihte bir kez olmuş bitmiş bir hadise değildir. Mankurtlaşma, tarihte hemen her toplumda bir biçimde yaşanmış, yaşanmaya da devam etmektedir. Muhtemelen de kıyamete kadar sürecektir. Çünkü bu, aynı zamanda insanlığın hikayesidir. Tıpkı Kabil’in, böyle bir ‘kötü insan’ın hikayesi olduğu gibi…

Mankurtlaşmak için tam olarak, düşünmeyen, gör-meyen, işitmeyen, hissetmeyen, akletmeyen, aklını efendilerine emanet etmiş, körü körüne taklit eden insanlar gerekmektedir. Mağribden Maşrık’a, ‘İslam ülkeleri’ denilen memleketlerde yığınlarca insan, geçmişi mutlak biçimde kutsamakta, atalarını idolleştirmektedir. Kendilerini adeta, geçmişi ve geleceği kurtarılmış ve her türlü beladan masun kılınmış bir kesitin tam ortasında hissetmektedirler. Mankurtlar için, geçmişteki bazı ‘efendilerimiz’ her meseleyi çözmüşler, her sorunu halletmişler, her soruyu cevaplamışlardır. Bize düşen onları anlamaktan ibarettir.

Mankurtlaşma elbette ve ilk başta bizim için el-Ümm (ana) mesabesinde olan Kur’an’a karşı oluşmaktadır. Müslüman bir genci mankurt yapmak demek doğrudan ve yalın bir biçimde onun na-zarındaki Kur’an’ın yerini sıradanlaştırmak, Kur’an’ın saygınlığını bozmak demektir. Müslüman bir gencin Kur’an’a olan sarsılmaz imanı sulandırılmadıkça tam bir mankurt yapılamaz. Çünkü Kur’an, aklı hiç kimsenin ipoteğine vermemeyi emreder.

Gerçek mankurtlaşma, Köz-Kamanlaşma ve kanaralaşma siyasi bilinçten yoksunlaştırma biçiminde cereyan etmektedir. Modernizm öncesinde tasavvuf kültürüne kurban edilen Kur’an, modernizm sonrasında ise daha ciddi bir meydan okumayla karşı karşıyadır. Kendilerini İslam’la tanımlayan toplumlara asırlardır biteviye, “siz şu halinizle zaten çok iyi Müslümansınız; sizin kitabınız Kur’an öyle zannettiğiniz gibi önemli bir kitap değildir; Kur’an sizi geri bırakmaktadır; Peygamberiniz de zannettiğiniz gibi siyasete talip olmamıştır, o bir rahip gibidir; namazınızı(!) kılın, Allahınıza şükredin, derin memleket meselelerine burnunuzu sokmayın; ağır olun molla desinler” kabilinden ninniler fısıldanmaktadır. Gün geldi bu toplumun çocukları, daha hayata yeni gözlerini açmış bir yavru çağında iken, “uyu uyu yat; yat yat uyu” gibi uyutucu ders-lerle eğitildiler. Ama aynı sıralarda, kendi içlerinde yaşayan Köz-Kaman’lara, Amerikan kolejlerinde, dünyanın en ileri eğitim-öğretimi veriliyordu. Şu anda halâ o kolejlerin mezun ettiği Köz-Kaman’lar siyasete, ekonomiye, eğitime, kültüre yön vermekte, adına medya dedikleri, havuç ve sopa rolündeki aygıt onların elinde bulunmaktadır.

Öte yandan, sömürge dönemlerinin bir mirası olarak, sözünü ettiğimiz ümmetin bölünük fertleri, hakikaten cellatlarına aşık olmuş gibidirler. Aslında celladına aşık olanlar, toplumun tamamı olmayıp, topluma yön veren, mekanı, biçimi ne olursa olsun, bir şekilde etrafında insanların kümelendiği, insanlara ağabeylik, şeyhlik, hocalık, önderlik, liderlik, başkanlık, aşiret reisliği v.s. yapan kanaat önderleridir. Etraflarında kümelenen insanların dini, onların kanaatleridir. İşte bu kanaat önderleri çok zaman tam bir ihanet içinde, kendi geleceklerini, sömürge valileri ve onların haleflerine hizmet etmeye bağlı görmektedirler. Ağızlarına çalınan bir parmak bal onları Köz-Kamanlaştırmaya, kanaralaştırmaya ve mankurtlaştırmaya yetmektedir. Kolaman’lar bir türlü, mankurtlaşmışlıklarının farkına varamamaktadırlar. Kafalarına geçirilen deri parçası değil de, modernleşme, demokratikleştirme, sekülerleştirme şapkasının orada ne işi olduğunu bir türlü sorgulayamamaktadırlar. Onlar, kurulu bir makine gibi sadece kendi değerlerine küfretmekle meşguller.

Juan-Juanlar’ın, mankurtlaştırmak istedikleri esir-lerin boynuna taktıkları boyunduruğu bugün nasıl anlamamız gerekmektedir? Mankurtlaştırılmak istenen kişiler, bir biçimde kirli işlere ortak kılınmakta, çıkar hesaplarına alet edilmekte veyahut da onlara bazı sahte hedefler sahiciymiş gibi göste-rilmekte ve böylece neo-mankurtun bu rolü terk edip kaçması engellenmektedir. Yani kişiler bir şekilde, efendilerine gebe bırakılmaktadırlar. Kirli ilişkilere bir kez bulaşan bir kimse, artık dönüşü olmayan bir yola girdiğini fark etmekte ve bundan böyle, mankurtlaşmayı sonuna kadar oynamaktan başka çare kalmadığını idrak etmektedir.

Sebebi ve yolu ne olursa olsun, şu veya bu şekilde bir parçası olduğumuz toplumun çok büyük kesimi kendini, kendi geçmişini unutmuş, kendi değerlerine sırt dönmüş, kendi kendini inkar etmiş durumdadır. İnsanların beynindeki bilgi merkezinin tamamen boşaltıldığını sanmanız için yeteri kadar neden vardır. Kolaman’ın hafızası işkence ile boşaltılmıştı. Günümüzdekiler ise oldukça komplike yöntemlerle bu hale getirilmişlerdir. Elbette bu çağdaş mankurtların Kolaman misali, kafalarına deve derisi geçirilmedi. Fakat onlara öyle gözlükler takıldı ki, tamamen efendilerinin gözüyle görüyorlar. Onlar gibi düşünüyor, onlar gibi hissediyorlar. ‘Aramızda fark yok’ diyorlar.

Gerçek bir mankurtlaşmanın olması için, hedef kitlenin, bütün köklerinden, maddi ve manevî de-ğerlerinden, bir toplumu toplum yapan, bir ümmeti ümmet yapan bütün doktrinel temellerinden, ideolojik bağlarından kopartılması gerekir. Bunlar-dan soğutulmalı ve soyutlanmalı ki, derisinin içi boşaltılıp, içine saman doldurulacak bir hale gelmeli, man